GLOATING in Turkish translation

['gləʊtiŋ]
['gləʊtiŋ]
böbürlenmek
to brag
gloating
boasting
sinsi
sneaky
insidious
sly
devious
stealthy
sinister
weasel
catty
gloating
underhanded
gloling
gloating
zevk
pleasure
enjoy
fun
taste
joy
delight
enjoyment
ecstasy
revel
relish
böbürlenmeyi
to brag
gloating
boasting
böbürlenmekten
to brag
gloating
boasting
sevinmeyi
happy
nicer
rejoice
rejoicing

Examples of using Gloating in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Gloating isn't my style.
Sinsice sevinmek tarzım değildir.
I'm surprised to see such a patriotic Canadian gloating, Dr. Filmore.
Bir Kanada milliyetçisinin böyle şeytanca sevinmesini gördüğüme şaşırdım, Dr. Filmore.
I'm not gloating.
Oh olsun'' demiyorum.
He was standing there gloating!
Orada durmuş zevkle seyrediyordu, suratımıza sokuyordu!
Gloating in one of my best friend's times of need?
En iyi arkadaşlarımın birinin yardıma ihtiyaç duyduğu zamanda sinsice seviniyor musun?
I'm just preparing myself for Jack's gloating.
Sadece kendimi Jackin kına yakışına hazırlıyorum.
Look at them lurking there, gloating.
Baksana şunlara, orada pusuya yatmışlar… Oh olsun! Diyorlar.
And now you're telling me all this, and it, well, it just, uh, just feels like gloating.
Ve bana biraz böbürlenmek gibi geliyor. Şimdi bana bütün bunları söylüyorsun.
And this is why you don't make the gloating phone call until after all the gnomes are smashed. Sherlock!
Sherlock! Ve bu sebeple, sinsi telefon görüşmeni yapamazsın tüm cüceler parçalanıncaya kadar!
I will be gloating… Hold on.
ben gloling olacağım… Tut.
I will be gloating.
ben gloling olacağım… Tut.
As much as I usually love hearing those 3 little words, gloating right now would be like kicking a puppy.
O kelimeyi duymayı ne kadar sevsem de, şu an böbürlenmek küçük bir köpeği tekmelemekten farklı olmazdı.
Captain Mudd"? I never thought I would say this, but I'm actually tired of gloating.
Bunu söyleyeceğimi hiç düşünmezdim ama böbürlenmekten bıktım.-'' Kaptan Mudd'' mı?
Gloating about how he's gonna walk away from this,
Bu işten nasıl sinsice kurtulacağını, her şeyi nasıl
if you had an ounce of humanity, you wouldn't just stand there gloating, you would help me!
İçinde zerre kadar insanlık olsa karşıma geçip böbürlenmez, bana yardım ederdin!
Actually, it's called gloating, and I earned it, after you commandeered my network
Bu yüzden mi arıyorsun, böbürlenmek için mi? Aslında zevk almak için ve bunu hak ettim.
Remember that pork skin place… Still gloating over paying the tab a few times?
Hala hesabı bir kaç kez ödedin diye zevk mi alıyorsun? Şu lokanta vardı ya?
Facebook anymore that look like goddamn sneakers? because it's nothing but happy couples gloating about their perfect little babies in those tiny socks?
um, artık Facebookta devam edemez bu başka bir şey mutlu çiftler haset çünkü lanet ayakkabı benziyor?
Then stop gloating.
O zaman sinsice davranmayı kes.
And gloating over victory.
Ve zaferi şeytanca kutlamak.
Results: 577, Time: 0.059

Top dictionary queries

English - Turkish