IMMINENT in Turkish translation

['iminənt]
['iminənt]
yakın
close
near
burn
soon
nearby
intimate
immediate
recent
imminent
nearly
kaçınılmaz
inevitable
unavoidable
inescapable
inevitably
inevitability
imminent
fateful
certain
bound
yaklaşan
burn
light
fire
torch
incinerate
ignite
kindle
burning
eli kulağında
yaklaştı
to approach
close
to get close
is get
coming
yaklaşıyor
burn
light
fire
torch
incinerate
ignite
kindle
burning
yakınımızda
close
near
burn
soon
nearby
intimate
immediate
recent
imminent
nearly
yakında gerçekleşecek
real soon
soon be achieved
soon the truth

Examples of using Imminent in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
But I feel confirmation is imminent. I'm trying to verify it through other agencies.
Ancak doğrulamanın eli kulağında olduğunu hissediyorum. Diğer kurumlar üzerinden doğrulamaya çalışıyorum.
Powerful jaws slowly and swiftly bring imminent death and darkness.
Güçlü çeneler süratle… kaçınılmaz ölümü ve karanlığı getirir.
What? We're evacuating the civilians due to the imminent attack.
Ne? Yaklaşan saldırı nedeniyle sivilleri tahliye ediyoruz.
Here, now, milady! Imminent danger.
Gidin buradan leydim. Tehlike yaklaştı.
Missile strike imminent. Automated voice 30 seconds.
Füze saldırısı yaklaşıyor. 30 saniye.
Cities of ruins. Imminent Threats, V2 over New York.
Şehirleri yok ediyorlar… Tehlike yakınımızda… V2 New Yorkun üstünde.
He assures me that my exculpation is imminent.
Aklanmamın an meselesi olduğuna beni temin etti.
We're evacuating the civilians due to the imminent attack.- What?
Ne? Yaklaşan saldırı nedeniyle sivilleri tahliye ediyoruz?
War seems imminent.
Savaş eli kulağında görünüyor.
Imminent danger. Here, now, milady!
Gidin buradan leydim. Tehlike yaklaştı.
Seconds. Missile strike imminent.
Füze saldırısı yaklaşıyor. 30 saniye.
I have got people to protect. Imminent.
An Meselesi Korumam gereken insanlar var.
Reactor failure imminent. Warning… Reactor failure imminent!.
Reaktör arızası kaçınılmaz. Uyarı!
I understood the meeting was imminent.
Toplantının eli kulağında olduğunu düşünmüştüm.
The solar flare is imminent.
Güneş ışınları çok yaklaştı.
Three, two…-Impact imminent in five, four… Beginning approach.
Çarpışma yaklaşıyor. iki… Beş… dört üç.
Collision imminent. Warning.
Çarpışma an meselesi! Uyarı.
Imminent death numerous times,
Birkaç kez kaçınılmaz ölümden kurtulduk,
How do you think people responded to the prospect of imminent doom?
İnsanlar, yaklaşan kıyamet olasılığına nasıl tepki verdiler sizce?
possibly imminent.
muhtemelen eli kulağında.
Results: 372, Time: 0.0443

Top dictionary queries

English - Turkish