KIN in Turkish translation

[kin]
[kin]
akraba
relative
kin
family
relation
unrelated
related
in-laws
kinsmen
kindred
kin
grudge
hatred
resentment
spite
malice
hostility
's the malevolence
animus
rancour
rancor
aile
family
parent
yakınları
close
near
burn
soon
nearby
intimate
immediate
recent
imminent
nearly
soyundan
last
family
noble
peel
undress
bloodline
titsuns
ancestry
genealogy
lineages
hısımlar
your
in-laws
akrabası
relative
kin
family
relation
unrelated
related
in-laws
kinsmen
kindred
akraban
relative
kin
family
relation
unrelated
related
in-laws
kinsmen
kindred
akrabalarım
relative
kin
family
relation
unrelated
related
in-laws
kinsmen
kindred
ailesini
family
parent
kinin
grudge
hatred
resentment
spite
malice
hostility
's the malevolence
animus
rancour
rancor
ailelerini
family
parent

Examples of using Kin in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
If he chooses… to stand between me and my kin.
Benle akrabalarım arasında durmayı seçerseniz… o acınası kellenizi başınızdan ayırırım.
Kin had no app store
Kinin uygulama mağazası yoktu
He isn't your kin anyway.
O zaten senin akraban değil.
Gypsies and kin only. John! Right.
John!- Tamam.- Yalnızca çingeneler ve hısımlar.
She's lost all the kin That she's known.
Tüm ailesini yitirdi Tanıdığı bildiği.
Find out if she has any kin. Yeah.
Evet. Akrabası var mı araştır.
But London… I have kin in Shepherd's Bush and Portobello.
Shepherds Bush ve Portobelloda akrabalarım var. Ama Londra.
That's their home, that's… that's the Realm of the Shadow Kin.
Burası onların evi. Burası Shadow Kinin krallığı.
I admit they're not your kin.
Kabul, onlar senin akraban değil.
Yeah. Find out if she has any kin.
Evet. Akrabası var mı araştır.
She's lost all the kin.
Tüm ailesini yitirdi Tanıdığı bildiği.
He thought, at his angriest… about visiting the kin of Jesse's slaughtered victims.
En kızgın anlarında… Jessenin katlettiği kurbanların ailelerini ziyaret etmeyi düşünürdü.
I have kin in Shepherd's Bush and Portobello.-But London.
Shepherds Bush ve Portobello da akrabalarım var. Fakat Londra.
Don't you have any kin waiting for you on the outside?
Dışarıda seni bekleyen hiç akraban var mı?
To think the Scots are kin to the Irish.
İskoçların İrlandalıların akrabası olduğunu düşünmek.
Come on, Nandi. We need to inform the kin of the other victim.
Hadi Nandi. Diğer kurbanın ailesini bilgilendirmeliyiz.
But London… I have kin in Shepherd's Bush and Portobello.
Fakat Londra… Shepherds Bush ve Portobello da akrabalarım var.
My mother's kin. He's a doctor.
Annemin akrabası. Kendisi doktor.
I have kin in Shepherd's Bush and Portobello.
Shepherds Bush ve Portobello da akrabalarım var.
He's a doctor. My mother's kin.
Annemin akrabası. Kendisi doktor.
Results: 349, Time: 0.0903

Top dictionary queries

English - Turkish