KNOCKING in Turkish translation

['nɒkiŋ]
['nɒkiŋ]
çalmaya
steal
to play
knock
theft
rang
to rob
çalıyor
plays
steals
ringing
knocking
çalıp
stole
and
knock
play
kapıma
grab
get
pot
containers
take
pick up
the beaker
snag
kapıyı vurmadan
yere
place
where
room
eat
space
ground
location
seats
spot
somewhere
kapıyı çalmayı
knocking
kapı çalma
knocking
kapıyı tıklattığında
kapıyı çalan

Examples of using Knocking in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
They're quite a handful, always knocking me down. Were.
Beni hep yere indirirler. Çok afacanlar.
No, it's the reporters that keep knocking on my door.
Hayır, kapımı çalıp duran gazeteciler.
We all must be prepared when the cold hand of death comes knocking on our door.
Hazırlıklı olmalıyız. Ölümün soğuk eli kapımızı çalmaya geldiğinde.
I tried knocking.
Kapıyı çalmayı denedim.
Come in here without knocking.
Kapıyı çalmadan içeri gelme.
They're quite a handful, always knocking me down.
Beni hep yere indirirler. Çok afacanlar.
Who are you? Why did you enter without knocking?
Neden kapıyı vurmadan girdiniz?- Kimsiniz?
What… What have I said about knocking? What… No?
Kapı çalma konusunda ne dedim ben? -Ne?
Sometimes the verdicts don't work out and they will come knocking.
Bazen davalar istenildiği gibi sonuçlanmıyor ve kapıma geliyorlar.
All right, have uniforms start knocking on doors.
Pekâlâ. Birimler kapıları çalmaya başlasın.
It's not right to enter their room without knocking.
Kapıyı çalmadan onların odalarına girmemelisin.
You could always try knocking.
Kapıyı çalmayı deneyebilirsin.
And when he comes knocking, what are you supposed to do? He's you.
Gelip kapıyı tıklattığında ne yapman gerekiyor? O sensin.
Who are you? Why did you enter without knocking?
Kimsiniz? Neden kapıyı vurmadan girdiniz?
What… What have I said about knocking? What… No?
Kapı çalma konusunda -Ne? ne dedim ben?
Potrero kids knocking over greenhouses, killing each other for no reason.
Potrero çocukları sera evlerini soyup sebepsiz yere birbirlerini öldürüyorlar.
Would give him a chance to run. We could start knocking on doors, but.
Ona kaçma fırsatı verir. Kapıları çalmaya başlayabiliriz ama.
Not unless Harry Belafonte comes knocking. No, no, no.
Hayır, asla. Bir ihtimal Harry Belafonte kapıma gelirse.
Okay, I'm hearing knocking sounds.
Tamam, tıklama sesi duyuyorum.
The late D.J. never came into my room without knocking.
Rahmetli D.J. kapıyı çalmadan odama asla girmezdi.
Results: 318, Time: 0.12

Top dictionary queries

English - Turkish