LAD in Turkish translation

[læd]
[læd]
delikanlı
young man
lad
boy
kid
laddie
youngblood
youngster
chap
teenager
bub
çocuk
child
kid
boy
guy
baby
juvenile
son
genç
young
teenage
youth
teen
junior
youthful
boy
lad
oğlan
boy
guy
son
kid
lad
evlat
son
kid
boy
kiddo
lad
buddy
sonny
child
laddie
dostum
fellow
pal
buddy
dude
mate
chap
guardian
fella
man
friendship
oğlum
son
boy
patris
adam
island
insular
guy
beyler
mr.
gentleman
man
warden
guy
director
headmaster
mister
boy
baas

Examples of using Lad in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Poor lad. That was my brother's doing, I seem to recall.
Zavallı adam. Kardeşimin işiydi hatırladığım kadarıyla.
Mom. Hey. Henry… Henry, lad, did you find Alice?
Henry… Henry, dostum, Alicei buldun mu? Hey. Anne?
You're gonna have to do better than that, lad.
Bundan daha iyisini yapman gerek, genç.
Your hand, man… Move yourself, lad.
Kımıldayın, beyler!- Elini ver dostum.
Heather Lad of Glencairn to you!- OK, Jock.
Senin için Glencairnden Heather Lad! -Tamam, Posbıyık.
Pray, dear lad, go fetch it for me!
Yalvarırım sevgili oğlum, gidip onu bana getir!
Bringing back two lassies. Ah, the lad's done well for himself.
Oğlan, iki kız getirerek iyi iş çıkardı.
That lad may be one of those Moonlight Titans" for all we know.
Bu adam, bildiğimiz kadarıyla Ay Işığı Titanlarından'' biri olabilir.
Hey. Henry… Henry, lad, did you find Alice? Mom.
Henry… Henry, dostum, Alicei buldun mu? Hey. Anne.
The fat one to your left and the lad beside him.
Solunda duran şişko ve onun yanındaki genç.
OK, Jock.- Heather Lad of Glencairn to you!
Senin için Glencairnden Heather Lad! -Tamam, Posbıyık!
The lad's done well for himself, bringing back two lassies.
Oğlan, iki kız getirerek iyi iş çıkardı.
This young lad wants to know where the masking tape is.
Bu genç adam maskeleme bantlarının yerini bilmek istiyor.
Kevin, lad, it's me, Charlie.
Kevin, oğlum! Benim, Charlie.
It's one and the same, lad, and you ken it well.
İkisi de aynı şey dostum, bunu sen de biliyorsun.
I do not think he will listen, lad.
Dinleyeceğini hiç sanmıyorum, genç.
To me feet!-: Come on, lad!
Ver pasini!- Haydi beyler!
Heather Lad O' Glencairn to you!- Okay, Jock.
Senin için Glencairnden Heather Lad! -Tamam, Posbıyık.
Where this lad now?
Bu oğlan şimdi nerede?
Mu-yeon, the lad you are looking for, kidnapped her!
Aradığın adam, Mu-yeon onu kaçırdı!
Results: 2015, Time: 0.0881

Top dictionary queries

English - Turkish