LEFT ALONE in Turkish translation

[left ə'ləʊn]
[left ə'ləʊn]
yalnız kalmak
to be alone
privacy
to stay alone
to be left alone
lonely
yalnız bırakmak
left alone
to be alone
yalnız kalan
rahat bırakılmasını
left alone
yalnız gitti
to go alone
to leave you alone
to visit alone
to go solo
yalnız kaldı
to be alone
privacy
to stay alone
to be left alone
lonely
yalnız kalmaktan
to be alone
privacy
to stay alone
to be left alone
lonely
yalnız bıraktı
left alone
to be alone
bir başına bırakılmış
yalnız ayrıldığını

Examples of using Left alone in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I}Plane left alone… Ray, come here. Oh, my god.
Uçak yalnız kaldı… Aman tanrım Ray, buraya gel.
So I'm with you because I'm afraid to be left alone?
Seninleyim çünkü yalnız kalmaktan kokruyorum?
Oh, my God, Ray, come here. Plane left alone.
Uçak yalnız kaldı… Aman tanrım Ray, buraya gel.
She hates to be left alone. Was it your wife?
Karın mı? Yalnız kalmaktan nefret ediyor?
Plane left alone.
Uçak yalnız kaldı.
Tom and Mary left alone.
Tom ve Mary yalnız bıraktı.
Was it your wife? She hates to be left alone.
Karın mı? Yalnız kalmaktan nefret ediyor.
Plane left alone… Oh, my God, Ray, come here.
Uçak yalnız kaldı… Aman tanrım Ray, buraya gel.
and Burmin left alone.
ve Burmini yalnız bıraktı.
Doesn't your daughter mind being left alone?
Kızın yalnız kalmaktan hiç rahatsız olmuyor mu?
Art Braun left alone.
Art Braun yalnız kaldı.
Art Braun left alone. Let's go.
Gidelim. Art Braun yalnız kaldı.
Some things better left alone.
Bazı şeyler daha iyi yalnız kaldı.
And I will still be the poor boy everyone wishes you would left alone.
Ben de herkesin senin yalnız bırakmış olmanı dileyeceği mağdur olacağım.
And you will be left alone, o, baby♪.
Ve sen yalnız kalmış olacaksın, bebeğim.
Same thing would have happened to me if I would been left alone.
Eğer yalnız kalsaydım aynısı bana da olabilirdi.
He was trying to make sure you won't be left alone tomorrow night.
Yarın akşam senin evde yalnız kalmayacağından emin olmak istiyordu.
Clay does not get left alone in that house?
Clayi evde yalnız bırakmayacaksın, anladın mı?
Left alone, you would fight and fight against your nature.
Yalnız kaldığında kendi doğana karşı savaşırsın.
Left alone, I would have been one giant ball of frustration.
Bu gece yalnız kalsaydım, hayal kırıklıklarımla zor baş ederdim.
Results: 130, Time: 0.0447

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish