MELANCHOLY in Turkish translation

['meləŋkɒli]
['meləŋkɒli]
melankoli
melancholy
melancholia
despondency
melancolie
melancholic
melancholy
hüzünlü
sadness
sorrow
sad
grief
blues
shall they grieve
melancholy
gloomy
will they grieve
somber
bunalım
depression
crisis
melancholy
moping
kasvetli
gloom
of melancholy
doldrums
melankolisini
melancholy
melancholia
despondency
melancolie
melancholic
melankoliyle
melancholy
melancholia
despondency
melancolie
melancholic
melankoliye
melancholy
melancholia
despondency
melancolie
melancholic
hüzün
sadness
sorrow
sad
grief
blues
shall they grieve
melancholy
gloomy
will they grieve
somber
melankolik mi

Examples of using Melancholy in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Please go to the information desk. Madame Melancholy Mau, arriving from Marseille-Marignane.
Marseille-Marignane yolcularından Bayan Melancholy Mau… lütfen anışmaya gelin.
You know as many melancholy tunes as Miss Marianne.
Bayan Marianne kadar çok hüzünlü melodi bilir.
It's the only place that makes me feel melancholy.
Beni melankoliye sürükleyen tek yer.
He would lose himself in stories of wonder. And to combat his melancholy.
Bu melankoliyle başa çıkmak için kendini mucizevi hikayelerde kaybederdi.
I don't want to read the Melancholy of Haruhi Suzumiya.
Ben Haruhi Suzumiyanın melankolisini okumak istemiyorum.
I trow you know as many melancholy tunes as Miss Marianne.
Bayan Marianne kadar çok hüzünlü melodi bilir.
I mean those evergreens like"Star Dust and"Melancholy Baby.
Yani demek istediğim'' Star Dust'' ve Melancholy Baby'' gibi taze şeyler var.
Some melancholy burglars give back their loot.
Bazı hüzün hırsızları çaldıklarını geri veriyor.
And to combat his melancholy, he would lose himself in stories of wonder.
Bu melankoliyle başa çıkmak için kendini mucizevi hikayelerde kaybederdi.
So, there is no room for doubt, guilt, melancholy.
Yani kuşkuya, suçluluğa, melankoliye yer yok.
Accidentally cured Munch's melancholy? What would we have if some doctor.
Kazayla bir doktor tedavi etmiş olsaydı bize ne kalırdı? Edvard Munchun melankolisini.
He sits up there in those melancholy hills.
O, şu hüzünlü tepelerde bekliyor.
With depression sometimes. I confuse melancholy.
Bazen melankoliyle depresyonu karıştırıyorum.
Pure melancholy!
Saf hüzün!
Breed melancholy into teenage boys. I also read that… reading his books can.
Ayrıca kitaplarını okumanın gençleri… melankoliye soktuğunu da öğrendim.
I want you to get into the deep… beautiful melancholy of everything that's happened.
Bütün bu olanların… derin ve güzel melankolisini tatmanı istiyorum.
Always makes me feel a little melancholy.
Beni hep biraz hüzünlü hissettirir.
After making breakthrough in the re-animation process there were some unexpected setbacks, like extreme melancholy.
Yeniden canladırma işleminde ilerleme kaydettikten sonra aşırı hüzün gibi beklenmedik gerilemeler yaşandı.
Because they touch people, because they are joyful and melancholy.
Cunku insanlar hissediyor, Cunku melankoliyle birlikte mutlu oluyorlar.
Melancholy behind bars.
Parmaklıkların ardındaki hüzün.
Results: 342, Time: 0.069

Top dictionary queries

English - Turkish