PERVASIVE in Turkish translation

[pə'veisiv]
[pə'veisiv]
yaygın
common
widespread
widely
popular
pervasive
prevalent
extensive
rampant
diffuse
mainstream
yayılmış
to spread
yayıldığını fark edemez ülkede yaşananları tam olarak kavrayamamaktadır
yayılan
spread
emitted
radiated
propagating
emanating from
sprawling

Examples of using Pervasive in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Pervasive developmental disorder(PDD)- as opposed to specific developmental disorders(SDD),
Yaygın gelişimsel bozukluklar( YGB), sosyalleşme ve iletişim gibi çoklu
as well as the pervasive lack of financial discipline,
yolsuzluğun yanı sıra yaygın mali disiplin,
she said that sex was horrible for women, but now I can see that, in fact, my mother was the only woman who wasn't willing to maintain this ridiculous, pervasive.
söylediğinde onun deli ve tutucu olduğunu sanmıştım. Ama artık bu saçma, yaygın, medya destekli maskaralığı sürdürmek istemeyen tek kadın olduğunu anlıyorum.
services that can withstand pervasive government surveillance.
yapı araçları ve hizmetler Bu yaygın dayanabilir Hükümet gözetim.
Pervasive, always-on networks, high quality sound
Her tarafa yayılan, daima networklere bağlı olan,
decides to take on a new project, to try to understand fully the grand, pervasive force of gravity.
projeye başlamaya karar veriyor: Muazzam, her tarafa yayılan Kütleçekim Kuvvetini bütünüyle anlamaya çalışmak.
Persistent and pervasive feelings of tension
Gerilim ve endişe gibi kalıcı ve yaygın duygular; başkalarına karşı beceriksiz,
Nothing can be that pervasive.
Hiçbir şey bu kadar yaygın olamaz.
Albania seeks to stem pervasive corruption.
Arnavutluk yaygın yolsuzluk sorununa çözüm arıyor.
What ridiculous, pervasive, media-supported charade?
Ne saçma, yaygın, medya destekli maskaralığı?
Report: corruption still pervasive in Southeast Europe.
Rapor: Güneydoğu Avrupada yolsuzluk hâlâ yaygın.
Mandic is blunt in his criticism of pervasive failures.
Mandiç, yaygın hatalarla ilgili eleştirilerinde sert.
Pervasive mummification Death was followed by, and I quote.
Öldükten sonra da yaygın mumyalanma olmuş.
The question is, how pervasive are they?
Mesele su, bunlar ne kadar yaygın?
Pervasive fear, of shooting rockets.- So true.
Roketleratılıyor aynı korku Yani gerçek.
Dilapidated walls, collapsed ceilings, and pervasive mould.
Yıkılmaya yüz tutmuş duvarlar, çökmüş tavanlar ve de etrafa yayılan küf;
What's the most pervasive thing you think about?
Bilidiğin en yaygın şey nedir?
Death was followed by, and I quote, pervasive mummification.
Öldükten sonra da yaygın mumyalanma olmuş.
State medical records indicate he's got pervasive developmental disorder.
Eyalet kayıtlarına göre yaygın gelişim bozukluğu hastası.
What is the most pervasive force in the universe?
Evrende en çok yaygın olan güç nedir?
Results: 209, Time: 0.06

Top dictionary queries

English - Turkish