PLUNDERING in Turkish translation

['plʌndəriŋ]
['plʌndəriŋ]
yağmalamak
looting
plundering
to sack
to pillage
ransacking
raiding
yağma
plunder
loot
raid
pillaging
ransacked
swag
talan
pillage
raid
plundered
looted
sacked
ransacked
rifling
yağmaladılar
looting
plundering
to sack
to pillage
ransacking
raiding
yağmalama
looting
plundering
to sack
to pillage
ransacking
raiding
yağmalamaya
looting
plundering
to sack
to pillage
ransacking
raiding
yağmalayıp
loot
and
plundering
pillaged

Examples of using Plundering in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Killin' and plundering.
Oldurme ve yagma.
Completed in 1597, Morro Castle stands grimly guarding the beautiful harbor of Havana, with its history of piratical plundering, slave traders and buccaneers.
De tamamlanan Morro Kalesi… yağma, köle tüccarları ve korsanlarla dolu tarihiyle… güzel Havana limanını korkunç bir şekilde koruyor.
The beautiful harbor of Havana, Completed in 1597, Morro Castle stands grimly guarding with its history of piratical plundering, slave traders, and buccaneers.
De tamamlanan Morro Kalesi… yağma, köle tüccarları ve korsanlarla dolu tarihiyle… güzel Havana limanını korkunç bir şekilde koruyor.
And employing the dark arts… for your own… of ancient alchemists… agenda. plundering the teaching… You stand accused of.
Kadim simyacıların öğretilerini yağmalayıp… kendi ruznameniz için karanlık sanatlara uygulamakla suçlanıyorsunuz.
Completed in 1597, Morro Castle stands grimly guarding with its history of piratical plundering, slave traders,
De tamamlanan Morro Kalesi… yağma, köle tüccarları ve korsanlarla dolu tarihiyle…
And employing the dark arts… for your own… of ancient alchemists… agenda. plundering the teaching… You stand accused of.
Uygulamakla öğretilerini yağmalayıp karanlık sanatları suçlanıyorsunuz… kendi çıkarlarınız için Eski simyacıların.
All right men. You know why we are here but there is going to be no killing and plundering this time!
Evet, neden burada olduğunuzu biliyorsunuz. Ama bu defa cinayet ve yağma olmayacak!
The plundering of Baghdad soon they transformed in a destruction of the city on a large scale violent and organized.
Bağdatta yağmalama yakında sonlandırılacak şehre büyük bir düzen ve organizasyon verilecek.
When the Soviet Union was formed the Communists spent the next 70 years plundering our countryside for it.
Sovyetler Birliği kurulduktan sonra Komünistler 70 yıl boyunca ülkemi petrol için yağmaladılar.
Of 20 departments that we wanted to re-use… 16 had been destroyed… because of the plundering. We were beginning from zero.
Bizim istediğimiz 20 bakanlığın tekrar kurulması… 16 destroyed yok edilmişti… bundan dolayı yağmalama başladı.
judiciary, plundering capital and the media that has become"his master's voice.
yargı, talancı sermaye ve sahibinin sesi olmuş medyayı birbirine yapıştıran da bu zamktır.
From Washington it was said… that we would not interfere… that we would not detain the plundering… that we would not be police officers… this is not what we came to do?
Washingtondan söylendi… Biz kendimizi karıştırmayacağız… bi o yağmalamayı durduracağız… polis olmayacağız… buraya ne yapmaya geldiğimiz bellimi?
These lands will not be safe much longer raiding Orcs prowl the shores of Anduin, plundering the villages by night.
Bu diyarlar artık güvende değil. Anduin kıyılarından akın eden orklar, gece köyleri yağmalamışlar.
Hospitals, governmental offices, universities, departments… The provisional authority estimated the losses in the plundering… in 12.000 million dollars.
Hastaneler, hükümet ofisleri, üniversiteler, bakanlıklar… geçici otorite yağmalamada kayıplar verdi… 1-2 milyon dolar kayıp.
I think it's wonderful that a man who's spent his entire life plundering wealth rich men now wants to change the world through art.
Bence harika. Tüm hayatını kendi zenginliği için yağmacılığa harcayan adam şimdi dünyayı sanatla değiştirmek istiyor.
robbing graves, plundering tombs, double parking, but nobody got hurt.
kral mezarlarını yağmaladık-- Ama kimse incinmedi.
all parties acquired these dangerous weapons by plundering JNA military depots.
bütün taraflar JNA askeri depolarını yağmalayarak bu tehlikeli silahlara sahip oldular.
Plundering something that's not mine, something that belongs to every creature on earth. And I said to myself, my goodness, the day must come when this is illegal,
Interfacei çalıştırma yöntemim yağmacının yöntemiydi benim olmayan bir şeyi yağmalamak ve yeryüzündeki her yaratığa ait olan bir şey
NATIONAL PUBLISHER… the USA did not do anything… to control the plundering, because… all the problems since then… they began the first month.
Bağdatın düşüşünden sonra bir ayda neler oldugumudur acaba… ULUSLARARASI EDİTÖR… amerika hiçbirşey yapmadı… yağmalamak hakim olmuştu, çünkü… O zamandan beri bütün problemler… ilk ay başlamıştı.
wanton destruction of cities, towns and villages, plundering of property, and destruction of religious sites.
malların yağmalanması ve dini mekanların tahrip edilmesinden kaynaklanan yedi adet savaş yasa ve geleneklerini ihlal iddiasıyla suçlandılar.
Results: 57, Time: 0.0897

Top dictionary queries

English - Turkish