ROAMING in Turkish translation

['rəʊmiŋ]
['rəʊmiŋ]
dolaşan
ki
doo
mi
geziyorduk
roaming
and
tours
we were traveling
dolaşmasını
around
travel
go around
wandering
to wander
walking
strolling
to roam
loitering
gezen
traveling
walking
roaming
running
wandering
skittering
walketh
gezdiğini
travel
a ride
to tour
to roam
drive
to go
walking around
sightseeing
to wander
hop took
gezinen
walking
wandering
floating
crawling
running
roaming
moving
hanging
dolanıp
ki
doo
mi
dolaşmayı
around
travel
go around
wandering
to wander
walking
strolling
to roam
loitering
dolaşmak
around
travel
go around
wandering
to wander
walking
strolling
to roam
loitering

Examples of using Roaming in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Silicone roaming around my body!
Vücudumda sanki zehirli silikon dolaşıyor.
I have seen him roaming around the girl's house.
Bir kaç kez kızın evinin etrafında dolaşırken görmüşler.
Roaming around drunk with girls at night.
Etrafta kızlarla geceleyin sarhoş dolaşmak.
We seem to have a great many police roaming about the Legation.
Anlaşılan Konsoloslukta bir hayli polis dolaşıyor.
How can I sleep with two Twinkie burglars roaming around?
İki kek hırsızı etrafta dolaşırken nasıl uyuyabilirim?
You have got a maniac roaming the halls torturing people!
İnsanlara işkence eden bir manyak koridorlarda dolaşıyor!
Monsters roaming about the kingdom?
Canavarlar krallığımda dolaşıyor.
He must be roaming somewhere around the block.
Yakında bir yerlerde dolaşıyor olmalı.
Roaming around?
Etrafta mı dolaşıyor?
We have an escapee Jimmy Conway roaming the area.
Kaçak Jimmy Conway bu bölgede dolaşıyor.
It will keep on roaming till Bittu is finished.
Dolaşmaya devam edecek Bittu işi bitirene kadar.
I am tired of roaming with you.
Seninle dolaşmaktan usandım.'''' Bırak beni.
two of the mighty animals roaming this vast landscape.
bu uçsuz bucaksız coğrafyada dolaşmış güçlü hayvanların ikisi.
Trust me, there are no aliens roaming the corridors.
Güven bana, orada koridorda hiç bir yaratık dolaşmıyor.
Keep'em on the farm roaming free.
Onları çiftlikte serbestçe dolaştır.
so there they are… roaming free.
İşte onlarda… serbestçe dolaşıyorlar.
And apparently roaming free.
Ve görünüşe göre özgürce dolaşıyorlar.
Or roaming through the dusky wild.
Veya karanlık ormanda dolaşırdım.
Roaming the great savannahs of Africa.
Afrikanın büyük bozkırlarında dolaşıyorlar.
Roaming the great savannas of Africa.
Afrikanın büyük bozkırlarında dolaşıyorlar.
Results: 222, Time: 0.0821

Top dictionary queries

English - Turkish