TIME TALKING in Turkish translation

[taim 'tɔːkiŋ]
[taim 'tɔːkiŋ]
konuşarak zaman
time talking
konuşarak vakit
time talking
konuşarak zamanını
time talking
zamanlarını konuşarak
time talking

Examples of using Time talking in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Wasting time talking.
Zamanı konuşarak ziyan etme.
I can't believe you guys are still wasting your time talking about that game.
Sizin, hala şu oyun hakkında… konuşarak zamanınızı boşa harcamanıza inanamıyorum.
Anyway, let's not spend any more time talking about her.
Neyse, onunla ilgili konuşarak vaktimizi boşa harcamayalım.
I don't work my ass off to have you waste your time talking to girls.
Benim kıçımdan ter aksın, sen git kızlarla konuşarak vaktini harca.
You know, despite what people think, I actually spend most of my time talking.
Çoğu insanın düşündüğünün aksine… vaktimi konuşarak harcarım, bilirsin.
We don't spend enough time talking.
Yeterince konuşma fırsatımız olmadı.
Why are yöu fasting time talking, Prem?
Neden konuşmayla zaman harcıyorsun, Prem?
You gonna waste time talking about feelings, or you wanna get busy?
Duygulardan konuşarak zamanı harcayacak mısın, yoksa biraz meşgul edilmek ister misin?
Don't waste time talking about that.
Ondan bahsederek vaktini harcama.
Don't waste time talking about that.
Bundan bahsedip vaktini harcama.
Wasting time talking.
Konuşmak vakit kaybı.
Why are you wasting time talking, prem?
Neden konuşmayla zaman harcıyorsun, Prem?
We have wasted too much time talking.
Konuşarak çok zaman kaybettik.
You're wasting time talking to me.
Benimle konusarak vakit kaybediyorsun.
It's a waste of time talking about it.
Bunu konuşmak zaman kaybı.
And you're wasting time talking Philosophy and big ideas.
Sizse felsefeden ve büyük fikirlerden bahsederek vaktinizi boşa harcıyorsunuz.
And you're wasting time talking to her? Mackey's out there right now?
Mackey dışarıda, sen onunla konuşarak zamanını mı harcıyorsun?
Mackey's out there right now and you're wasting time talking to her?
Mackey dışarıda, sen onunla konuşarak zamanını mı harcıyorsun?
Who have nothing to say, but seem to spend all their time talking. There are an awful lot of people in this world.
Ama yine de tüm zamanlarını konuşarak geçiriyorlar. Bu dünyada söyleyecek bir şeyleri olmayan bir sürü insan var.
seem to spend all their time talking.
ama yine de tüm zamanlarını konuşarak geçiriyorlar.
Results: 56, Time: 0.0436

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish