YEARN in Turkish translation

[j3ːn]
[j3ːn]
arzuluyor
desire
lust
wanting
yearning
wishing
özlüyorum
miss
longing
tutulacağı
yearn
would be kept
hasreti
longing
yearning
miss
when i crave
catching up

Examples of using Yearn in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
There is a party of the People of the Book yearn to make you go astray; yet none they make to stray, except themselves, but they are not aware.
Kitap ehlinden bir zümre, sizi bir saptırabilseler diye arzu ettiler. Oysaki onlar, kendilerinden başkasını saptırmazlar.
I'm from Dublin, came to the wedding my sister, and yearn for a mission.
Ben Dublinliyim, kardeşimin düğünü için gelmiştim, gönüllü misyoner olarak kaldım.
it often stems from a yearn… An unconventional yearn to be.
bunun sebebi… sıra dışı olmaya özlemdir.
All the stuff in movies that can make you dream and yearn… you already possess: women, riches, adventures, love.
Zaten sahipsiniz: kadınlar, zenginlik, maceralar, aşk. Filmlerde sizin rüyalarınızı ve özlem duyabilmenizi sağlayan herşeye.
In my breath, is your name… on my lips, is your name… my heart… oh I have lost my heart My eyes yearn to see you, I shed tears when I miss you.
Nefesimde, senin adın… dudaklarımda, senin adın… Gözlerim seni görmeyi arzuluyor, seni özlediğim an gözyaşlarım sel oluyor… yüreğim… oh yüreğimi kaptırdım.
My heart… oh I have lost my heart in my breath, is your name… My eyes yearn to see you, I shed tears when I miss you… on my lips, is your name.
Nefesimde, senin adın… Gözlerim seni görmeyi arzuluyor, seni özlediğim an gözyaşlarım sel oluyor… yüreğim… oh yüreğimi kaptırdım… dudaklarımda, senin adın.
It's an emotion designed to lead us astray, Causing those who yearn for family persuading those who crave love Allowing those who are lonely, to make foolish choices… to act out in anger.
Yalnızlık çekenlerin… Aşk için heveslenenleri, yanlış seçimler yapmak için ikna edendir… Bizi yoldan çıkartmak için tasarlanmış bir duygudur… Aile hasreti çekenlerin… İhtiras… Öfkelerini dışa yansıtandır.
In my breath, is your name… My eyes yearn to see you, I shed tears when I miss you… on my lips, is your name… my heart… oh I have lost my heart.
Dudaklarımda, senin adın… nefesimde, senin adın… Gözlerim seni görmeyi arzuluyor, seni özlediğim an gözyaşlarım sel oluyor… yüreğim… oh yüreğimi kaptırdım.
On my lips, is your name… My eyes yearn to see you, I shed tears when I miss you… my heart… oh I have lost my heart in my breath, is your name.
Nefesimde, senin adın… dudaklarımda, senin adın… Gözlerim seni görmeyi arzuluyor, seni özlediğim an gözyaşlarım sel oluyor… yüreğim… oh yüreğimi kaptırdım.
My heart… oh I have lost my heart on my lips, is your name… in my breath, is your name… My eyes yearn to see you, I shed tears when I miss you.
Nefesimde, senin adın… Gözlerim seni görmeyi arzuluyor, seni özlediğim an gözyaşlarım sel oluyor… yüreğim… oh yüreğimi kaptırdım… dudaklarımda, senin adın.
My eyes yearn to see you, I shed tears when I miss you… in my breath, is your name… my heart… oh I have lost my heart on my lips.
Dudaklarımda, senin adın… nefesimde, senin adın… Gözlerim seni görmeyi arzuluyor, seni özlediğim an gözyaşlarım sel oluyor… yüreğim… oh yüreğimi kaptırdım.
An8}or the millions of Muslims in our nation who yearn for peace,{\an8}who contribute to our society, who have the same dreams as all Americans do.
Olay ne kadar üzücü olsa da, İslamiyeti suçlayamayız… ya da ülkemizdeki barış isteyen, topluma katkıda bulunan… Amerikalılarla aynı hayallere sahip olan… milyonlarca Müslümanı da.
the millions of Muslims in our nation who yearn for peace, who contribute to our society, who have the same dreams as all Americans do.
ülkemizdeki barış isteyen, topluma katkıda bulunan Amerikalılarla aynı hayallere sahip olan milyonlarca Müslümanı da.
And as I can punish, so can I yearn… for those who are true and faithful and… and who love me according to my true deserts as their Queen!
Ve cezalandırabildiğim gibi, Kraliçeliğimin gerçek ıssızlığı içinde… bana karşı dürüst ve sadık olan ve beni seven insanlara sevgi besleyebilir, onlar için yanıp tutuşabilirim!
The Dragon Armor yearns for me.
Ejder Zırhı beni arzuluyor.
Hearts yearning met When God your soul did.
Kalp özlediği şeye kavuştuğunda Tanrı ruhuna huzur verir.
Every soul in this room yearns to be free.
Bu odadaki her ruh özgür olmayı arzuluyor.
Since he's a person my mom yearned for her whole life.
O annemin hayatı boyunca özlediği kişi.
My heart yearns for another.
Kalbim bir başkasını arzuluyor.
As the deer yearns for water, so my soul invokes you, Lord.
Bir geyiğin suyu çok arzu ettiği gibi. Bu yüzden ruhum sana yalvarıyor Tanrım.
Results: 49, Time: 0.0618

Top dictionary queries

English - Turkish