BELIEVED in Turkish translation

[bi'liːvd]
[bi'liːvd]
inandı
to believe
trust
faith
belief
inanıyordu
believed
was convinced
iman
mean
hint
innuendo
implication
suggesting
implying
insinuating
allusions
alluding
implicate
inanan
believe
faith
inanırdı
believe
inanılıyor
believed
inanılan
believed
where
inanıyorlardı
believed
inandım
to believe
trust
faith
belief
inanmadı
to believe
trust
faith
belief
inanmış
to believe
trust
faith
belief
i̇man
mean
hint
innuendo
implication
suggesting
implying
insinuating
allusions
alluding
implicate
inanır
believe
inanırmış
believe

Examples of using Believed in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Was the worst thing for you. What I believed to be the best.
Benim iyi olduğuna inandığım şey… senin için en kötüsüydü.
Believed wanted the same thing. I was looking for a peace with a man I.
Benimle aynı şeyi istediğine inandığım bir adamla barış yapmaya çalışıyordum.
If nobody believed in you, I would not be here.
Sana kimse inanmamış olsaydı, şu an burada olmazdım.
Jason, I told them that I believed you. I swear.
Jason, onlara sana inandığımı söyledim. Vallahi. Söyledim.
I lost my way for a time, but I never actually believed I was a god.
Ama asla tanrı olduğuma inanmadım. Bir süreliğine yolumu kaybettim.
But I never actually believed I was a god. I lost my way for a time.
Ama asla tanrı olduğuma inanmadım. Bir süreliğine yolumu kaybettim.
He represented values I actually believed in.
Benim inandığım değerleri temsil ediyordu.
So those who believed and did good deeds,
İnanan ve iyi işlerde bulunanlaradır yarlıganmak
No one believed your alibi because your prints were found all over the gun.
Kimse iddiana inanmamış çünkü tabanca üzerinde parmak izlerin varmış.
The part that believed my heart would never be open again.
Kalbimi bir daha açmayacağıma inandığım kısmını.
But no one believed them.
Ama kimse onlara inanmamış.
From the way he talks to us, I never really believed he was gay.
Bizimle konuşma tarzından gay olduğuna gerçekte asla inanmamıştım.
Paul never believed Echo was a person, even when he cared.
Paul ilgi gösterdiğinde dahi Echonun bir birey olduğuna inanmamıştı.
Family never believed it was a suicide.
Aile asla olayın intihar olduğuna inanmamış.
You just never believed I would be strong enough to finally do it.
Sadece yeterince güçlü olurdum ıt asla inanmadım. Bunu nihayet yapmak.
Strangely enough, nobody believed that I actually had a book contract.
Gariptir ki, hiç kimse bir kitap anlaşmam olduğuna inanmıyordu.
I never really believed, in pagan legend before.
Daha önce Pagan efsanelerine hiç inanmamıştım.
Lorenzo's people always believed him to be a fair and just leader.
Lorenzonun halkı onun hep adil bir lider olacağına inanmıştır.
Fir'awn said: ye believed in him ere I gave you leave?
Firavn dedi:'' Ben size izin vermeden mi ona inandınız?
And you believed him, even after he lied about being a genius?
Size dehalığı konusunda yalan söyleyen birine mi inandınız?
Results: 5219, Time: 0.0998

Top dictionary queries

English - Turkish