BILATERAL in Turkish translation

[ˌbai'lætərəl]
[ˌbai'lætərəl]
bilateral
iki
two
0
couple
twice
ikili
two
0
couple
twice
karşılıklı
back
in exchange
in
in return
reward
and
respond
response
fight
recompense
i̇kili
two
0
couple
twice
i̇ki
two
0
couple
twice

Examples of using Bilateral in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Nano and Buckovski Discuss Bilateral Relations, Regional Issues.
Nano ile Buckovski, İkili İlişkiler ve Bölgesel Meseleler Üzerinde Görüştüler.
Bilateral cingulotomy.
Çift taraflı singülotomi.
Bilateral trade volume reached the level of 145 million USD in 2013.
İkili ticaret hacmi 2013 yılında 145 milyon dolar seviyesine ulaştı.
Bilateral femur fractures, head trauma with altered mental status.
Çift taraflı femur kırığı, kafa travması.
I had a bilateral mastectomy. Then after chemo.
Sonrasında çift taraflı mastektomi geçirdim.
Opening bilateral circuit.
Çift taraflı devre açılıyor.
I think you got a tear in the bilateral valve.
Sanırım çift taraflı vana yırtılmış.
The group is demanding an unlimited amnesty and bilateral ceasefire.
Örgüt şimdi sınırsız af ve çift taraflı ateşkes talep ediyor.
Sasha Melman, 16, bilateral femur fractures.
Sasha Melman, 16 yaşında, uyluk kemiğinde çift taraflı kırık.
Close-to-contact SGW caused extensive pulpifaction on the heart and bilateral hemothraces.
Çok yakından yapılan atış, kalpte aşırı kanmaya ve çift taraflı kanlanmalara sebep olmuş.
which will require bilateral approval.
Albay, çift taraflı bir onay gerektiriyor.
Bilateral femur fracture. Sasha Melman.
Sasha Melman, 16 yaşında, uyluk kemiğinde çift taraflı kırık.
She needs bilateral chest tubes ASAP.
Hemen çift göğüs tüpü yerleştirilmeli.
Bilateral fracture of the pars interarticular of the C2 vertebra.
C2 omurunda çift yönlü eklem arası kırık var.
Are the two countries near the resolution of their bilateral problems?
İki ülke, aralarındaki sorunları çözüme kavuşturmanın eşiğinde mi bulunuyor?
Among the issues the two presidents discussed were ways of boosting bilateral military and economic co-operation.
Cumhurbaşkanları ikili askeri ilişkiler ve ekonomik işbirliğini ilerletmenin yolları konusunda görüştüler.
It showed bilateral hypoperfusion to the parietal areas.
Paryetal bölgelerde iki taraflı hiperfüzyon ortaya çıktı.
Think she has bilateral pneumo?
İki yönlü akciğeri olduğunu düşün?
A bilateral approach to the Middle East.
Ortadoğuya yönelik iki yönlü yaklaşım.
So this bilateral approach doesn't include Israel and Palestine.
Bu iki yönlü yaklaşımda Filistin ve İsrailin söz hakkı yok öyleyse.
Results: 508, Time: 0.0787

Top dictionary queries

English - Turkish