COMMONER in Turkish translation

['kɒmənər]
['kɒmənər]
sıradan biri
ordinary person
just anyone
regular guy
an ordinary man
commoner
a regular person
common man
the average person
a normal person
an ordinary guy
avam
common
plebeian
pleb
of
by a commoner
bir köylünün
village
country
rural
halktan biriyle

Examples of using Commoner in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Why did her Royal Highness summon a commoner like me?
Neden Majesteleri huzuruna benim gibi bir avamı çağırmış?
A commoner. insignificant… puny.
Önemsiz. Çelimsiz. Sıradan birisin.
Has made the effort to visit a commoner. The king of all England himself.
İngiltere Kralı şahsen… sıradan birini ziyarete gelmiş.
The newly crowned King intends to marry a commoner.
Yeni taç giyen kral halk tabakasından biriyle evlenmeye niyetli.
For being a commoner, all you have is your big pride.
Ama sen halktan olduğun için, tek bildiğin gururlu olmak.
But have you seen any commoner passing the exam?
Ama hiçbir köylünün sınavı kazandığını gördün mü?
You know this commoner?
Bu köylüyü tanıyor musun?
Let the commoner keep his tongue.
Bırak köylünün dili yerinde kalsın.
Whether he was a lord or a commoner.
Bir lord veya bir soylu olsa dahi.
If it isn't Commoner Coo-Coo, the grave robber.
Ne demişler Coo-Coo, halk tabakasından değilsen mezar hırsızısın.
Enjoying life as a commoner, Julie?
Halktan bir insan gibi hayatın tadını çıkarıyor musun Julien?
A commoner named William Wallace. Under whom?
Bir yerli… ismi William Wallace.- Kimin komutasında?
A commoner named William Wallace. Under whom?
Kimin komutasında?- Bir yerli… ismi William Wallace?
Under whom?- A commoner… named William Wallace.
Kimin komutasında? Bir yerli… ismi William Wallace.
Under whom? A commoner… named William Wallace?
Bir yerli… ismi William Wallace.- Kimin komutasında?
Luckily, she's the daughter of a commoner.
Neyse ki halktan birinin kızı.
I'm sorry you had to go through this because of your commoner parents.
Halktan ailen olduğu için bunları yaşaman beni üzüyor.
A commoner like you are not even allowed to fall in love with him.
Senin gibi birinin ona aşık olmaya bile hakkı yok.
You're no commoner, are you?
Sen ortak değilsin, değil mi?
Rosmund is dead. The false queen is nothing but a commoner like you.
Sahte kraliçe senin gibi bir ortaktan başka bir şey değildir. Rosmund öldü.
Results: 117, Time: 0.0452

Top dictionary queries

English - Turkish