DISPLACED in Turkish translation

[dis'pleist]
[dis'pleist]
yerinden
place
where
room
eat
space
ground
location
seats
spot
somewhere
yer değiştirmiş
yerini değiştirdi
evlerinden
house
home
place
household
apartment
housing
yerlerinden
place
where
room
eat
space
ground
location
seats
spot
somewhere
yer değiştiren
yeri değişmiş
evinden
house
home
place
household
apartment
housing
evsiz
house
home
place
household
apartment
housing
yerleri değiştirilmiş

Examples of using Displaced in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
No, he's, um… He's saving displaced Syrian orphans for the UN.
Hayır… Birleşmiş Milletler için Suriyeli evsiz yetimleri kurtarıyor.
Displaced fracture with.
Ile kırık Yerinden.
no one is being displaced.
kimse evinden olmayacak.
Geronimo, splat Displaced anus.
Geronimo, pat! Yeri değişmiş anüs.
no one is being displaced.
kimse evinden olmayacak.
Displaced energy would travel to. Somewhere, where a lot of.
Yeri değiştirilmiş enerjinin olduğu yerleri yani.
Can't they kick out some of the displaced families?
Yeri değiştirilen ailelerden bazılarını atamazlar mı?
After the war, the first challenge was to resettle displaced farmers.
Savaştan sonra, ilk meydan okuma yerinden olmuş çiftçileri yeniden yerlerine yerleştirmek oldu.
Both of us… are displaced people.
Temelde, ikimiz de yeri olmayan insanlarız.
At least 40,000 years ago. Displaced by Homo sapiens on Earth.
Dünyada en az 40 bin yıl önce yerlerini Homo sapienslere bıraktılar.
I just didn't want him to feel displaced.
Yerinden edilmiş gibi hissetmesini istemedim.
Somewhere where a lot of displaced energy would travel to.
Bir sürü yeri değişmiş enerjinin gittiği bir yerden yani.
Gouby There was about 60,000 displaced people living here, and they're all gone.
Burada yaklaşık 60 bin yerinden edilmiş insan yaşıyordu. Hepsi gitti.
The sick, the displaced, the injured all need our help.
Hasta, yersiz-yurtsuz, veya yaralı insanlar yardımımızı bekliyor.
As displaced Palestinians, they claim they are entitled passage into the West Bank as rightful citizens.
Yurdundan edilmiş Filistinliler Batı Şeriaya geçişin vatandaşlık hakkı olduğu görüşünde.
Very common. Displaced rib.
Çıkık kaburga. Çok yaygındır.
Displaced rib. Very common.
Çıkık kaburga. Çok yaygındır.
Somewhere where a lot of displaced energy would travel to.
Yeri değiştirilmiş enerjinin olduğu yerleri yani.
Displaced fracture with.
Yerinden olmuş kırığı.
A holding area for locals and displaced troops.
Yerliler ve yerinden edilen askerlerin kullandığı bekleme bölgesi.
Results: 173, Time: 0.0756

Top dictionary queries

English - Turkish