ENTRUST in Turkish translation

[in'trʌst]
[in'trʌst]
emanet
escrow
relic
entrust
leave
care
didicoy
commend
in your hands
hatırlayacaksınız
you will remember
you will recall
shall remember
entrust
you're gonna remember
you will

Examples of using Entrust in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Now I entrust you everything.
Şimdi sana güveniyorum.
I entrust my affairs to Allah.
Ben işimi Allaha bırakıyorum.
How pathetic that Abin would entrust the ring to brutes like these.
Abinin yüzük için böyle kaba insanlara güvenmesi çok acınası.
Soon you will remember what I tell you, and I entrust my affair to Allah.
Benim size söylediklerimi yakında hatırlayacaksınız. Ben işimi Allaha bırakıyorum.
Seneca, I entrust to you the delivery of this letter.
Seneca, bu mektubu ulaştırma göreviyle seni yetkilendiriyorum.
I entrust God with my affairs.
Ben işimi Allaha havale ediyorum.
I fear I can entrust this to no one but you.
Kimseye güvenemem. Korkarım bu konuda senden başka.
She is precious, and I entrust her to you.
O değerli bir kız ve onu sana emanet ediyorum.
you should entrust yourself to fate.
kendinizi kadere emanet etmek gerekiyor.
If you act like that, those who trust us, and entrust their lives to us will be exposed to danger.
Eğer bu şekilde davranmaya devam edersen, bize güvenip hayatlarını bize emanet edenleri tehlikeye atmış olacaksın.
But if they reject these things We shall entrust them to a people who will not deny.
Eğer bunları tanımayıp-küfre sapıyorlarsa, andolsun, Biz buna( karşı) inkara sapmayan bir topluluğu vekil kılmışızdır.
Virgin Mary, you know my woes, I entrust them to you, give peace to the troubled,
Meryem Ana, acılarımı biliyorsun, onları sana havale ediyorum… dertlilere huzur
And I will use it as a lantern to lead these lost people this Opportunity Zone Entrust me with heading up.
Fırsat bölgesinin yönetimini bana verin ve… bu kayıp insanları yarattıkları karmaşadan çıkarıp… kârlılığa yönlendiren bir fener olarak kullanayım bunu.
Entrust me with heading up and I will use it as a lantern to lead these lost people this Opportunity Zone.
Fırsat bölgesinin yönetimini bana verin ve… bu kayıp insanları yarattıkları karmaşadan çıkarıp… kârlılığa yönlendiren bir fener olarak kullanayım bunu.
Entrust me with heading up and I will use it as a lantern this Opportunity Zone to lead these lost people.
Fırsat bölgesinin yönetimini bana verin ve… bu kayıp insanları yarattıkları karmaşadan çıkarıp… kârlılığa yönlendiren bir fener olarak kullanayım bunu.
Therefore let them also who suffer according to the will of God in doing good entrust their souls to him, as to a faithful Creator.
Bunun için, Tanrının isteği uyarınca acı çekenler, iyilik ederek canlarını güvenilir Yaradana emanet etsinler.
I'm just asking if we really wanna entrust the fate of our company to another company's CEO.
Ben sadece şirketimizin kaderini başka bir şirketin CEOsuna mı… emanet etmek istiyoruz diye soruyorum.
Like many brave explorers before them… the two-men crew of Life One… entrust their lives to their tiny vessel and to each other… for a chance to witness the extraordinary.
Tıpkı onlardan önceki birçok cesur kaşif gibi Yaşam Birin iki kişilik mürettebatı da bu müstesna olaya şahit olma fırsatını elde etmek için hayatlarını içinde bulundukları bu küçük uzay aracına ve birbirlerine emanet ettiler.
The European Parliament decides to lift Adrian Severin's immunity[…] and entrust the President to send this decision, along with the report of the competent committee, to specialised authorities in Romania.
Avrupa Parlamentosu Adrian Severinin dokunulmazlığını kaldırmaya karar vermekte[…] ve bu kararı, yetkili komitenin raporuyla birlikte, Romanyadaki uzman makamlara göndermesi için Cumhurbaşkanına emanet etmektedir.
Indeed this, my brother, has ninety-nine ewes, and I have one ewe; so he said,'Entrust her to me,' and he overpowered me in speech.
Onun doksan dokuz dişi koyunu var, benim ise bir tek dişi koyunum var. Böyle iken: Onu da bana ver, dedi ve tartışmada beni yendi'' diye anlattı.
Results: 53, Time: 0.0497

Top dictionary queries

English - Turkish