EQUALLY in Turkish translation

['iːkwəli]
['iːkwəli]
eşit
equal
same
even
equivalent
equality
evenly
alike
aynı şekilde
same pattern
same shape
aynı ölçüde
exact size
aynı derece
equally
eşittir
equal
same
even
equivalent
equality
evenly
alike
eşitçe
equal
same
even
equivalent
equality
evenly
alike

Examples of using Equally in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
That is equally impossible, Vannozza.
Bu da aynı şekilde imkansız Vannozza.
Help and support everybody equally.
Herkese eşit ölçüde yardım et, destek ver.
It applies equally to math.
Aynısı matematik için geçerli.
Equally cute fish.
Hem de sevimli balıklar.
So when you divided things equally You got all the invisible stuff?
Yani eşyaları eşit bir şekilde paylaştığınızda sen görünmeyen eşyaları mı aldın?
Some political analysts are equally concerned.
Bazı siyasi analistler de eşit derecede kaygılılar.
Equally, including you.
Eşit ölçüde, sen de dahilsin.
They love each other equally.
Birbirlerini eşit ölçüde seviyorlar.
We're now all equally dead.
Hepimiz eşit bir şekilde öldük.
Opposite things being equally good.
Zıt şeylerin de aynı güzellikte olmasına.
And it's equally important for him to spend time with his father.
Babasıyla vakit geçirmesi de aynı derecede önemli ama.
As I am equally certain of mine.
Ben de kendiminkinden eminim.
Not equally.
Aynı değil.
Mr. Dubois is equally acceptable to the defense.
Savunma için de Bay Dubois uygun.
And an equally perfect time for you to tell me the same?
Ve senin de bana söylemen için aynı mükemmellikte bir zaman?
There are other equally dangerous gangs such as the Baby Snatchers.
Tehlikeli başka çeteler de var. Örneğin, Bebek Hırsızlar.
It is equally my business.
Bu seyyanen benim görevim.
I'm not so sure there can ever be three people equally in love.
Üç kişi eşit derece âşık olabilir mi emin değilim.
Equally false but surely not quite equally dangerous, because Ö.
Eşit ölçüde sahte ama pek de eşit ölçüde tehlikeli olamazlar.
All equally inevitable?
Hepsi de aynı şekilde kaçınılmazdı?
Results: 1061, Time: 0.0471

Top dictionary queries

English - Turkish