ESCALATED in Turkish translation

['eskəleitid]
['eskəleitid]
kızıştı
şiddetlenmişti
tırmandı
climb
mountain-climbing
crawl up
yükseldi
to rise
ascend
ascension
advancement
büyüdü
grow up
growth
to expand
bigger
being raised
expansion
to grown-up

Examples of using Escalated in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
We went out as friends and things just kind of escalated.
Baştan çıkaran şeyler gelişti. Arkadaş olarak çıktık, ve bazı.
By throwing the first punch? Then it sounds like Clay escalated the conflict.
Sonra ilk yumruğu atarak kavgayı Clay çıkarmış gibi duruyor.
The war escalated.
Savaş gittikçe büyüyordu.
The war escalated.
Savaş gittikçe şiddetlendi.
They deserve to know that this has escalated.
Bunun kışkırtma olduğunu bilmeyi hak ediyorlar.
Tommy… did you and Darwin have an argument that escalated?
Tommy, senle Darwin arasında, şiddetli bir münakaşa oldu mu?
That's when a fight escalated.
İşte o zaman kavga başladı.
We're thinking things escalated.
Bir şeylerin alevlendiğini düşünüyoruz.
After that, everything escalated.
Ondan sonra her şey hızlanmış.
Since our conversation, the situation has escalated.
Bilmeniz gereken, sizinle konustuktan sonra, durumlar kizisti.
The conflict escalated in the early 1990s, as Yitzhak Rabin's government adopted a more aggressive posture on Iran.
İzak Rabinin hükümeti İrana karşı daha saldırgan bir tutum benimsemesiyle iki ülke arasındaki çatışma 1990ların başında tırmandı.
Tensions escalated as the New York City Mayor's proposed electricity rationing met with stiff resistance from the city council.
New York belediye başkanının elektrik kısıntısı önerisine… belediye meclisi karşı çıkınca gerilim yükseldi.
tensions escalated.
gerginlik tırmandı.
As the unsub's sense of power escalated, so did his confidence,
Şüphelinin güç hissi arttıkça güveni de arttı,
And those with the tech escalated, Dr. Finlayson made a proposal to Deirdre that seemed to break every rule of A/B testing. As the tension between the Old School.
İmplantı olanlarla Eski Usulcüler arasındaki gerilim arttıkça… Dr. Finlayson Deirdreye A/B testinin tüm kurallarını çiğneyen… bir teklifte bulundu.
As the conflict escalated, Antiochus took the side of the Hellenizers by prohibiting the religious practices around which the traditionalists had rallied.
Şiddetlendikçe, Antiyokus, Helenleştiricilerin yanını, gelenekçilerin önemsedikleri dini ritüelleri yasaklayarak aldı.
After her first year at the academy, the Kosovo War escalated and Dobroshi's grandparents were imprisoned by Serbian authorities for trying to open an Albanian-language university.
Akademideki ilk yılında Kosova Savaşı tırmanmış ve Dobroshinin dedesi Sırp makamları tarafından bir Arnavut dlinde eğitim veren bir üniversite açmaya çalışmaktan hapsedilmiştir.
postponed it due to the Greek financial crises and fear of escalated debt speculation at the time.
Yunanistandaki mali kriz ve o dönemde borç spekülasyonunun artması korkularından dolayı bunu ertelemişti.
The controversy surrounding the Ministry of Defence has escalated today as images of the Hussein assassination continue to circulate.
Savunma Bakanlığını zorda bırakan bir anlaşmazlık… bugün Hüseyin suikastının görüntülerinin dolaşmaya devam edişiyle şiddetlendi.
Look, I know that things… escalated in our relationship and a lot was said and done that.
Bak, ilişkimizde bazı şeyler çoğaldı ve çok şey söylendi ve yapıldı ama.
Results: 77, Time: 0.0575

Top dictionary queries

English - Turkish