GOD-GIVEN in Turkish translation

tanrı tarafından verilmiş
god-given
tanrı vergisi
allah vergisi
tanrının bahşettiği

Examples of using God-given in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Hates to see you wasting your God-given driving talent giving fat tourists cab rides up and down the Strip.
Allah vergisi sürücülük yeteneğini şişman turistleri şehirde gezdirerek heba etmeni istemiyor.
A white flower with a God-given crimson stripe turned our lives upside down,
Hayatlarımızı alt üst etti, Tanrı tarafından verilmiş kızıl çizgili, beyaz bir çiçek benim
How to deny them their God-given rights, telling my wife to avoid my bed. Spreading dangerous ideas, what you mean… telling women how to deceive their husbands.
Tehlikeli fikirler yayarak… kadınlara kocalarını nasıl kandıracaklarını… Tanrının bahşettiği haklarından nasıl mahrum bırakacaklarını… karıma yatağımdan nasıl uzak duracağını söylemeyi kastediyor olsan gerek.
certain talents, friend- God-given gifts, but perhaps the good Lord forgot to hand a sufficient one out to you?
belirli yeteneklerimiz arkadaşım Allah vergisi yetenekler, fakat sanırım yüce Tanrımız sana da bir yetenek vermeyi unutmuş olabilir mi?
Mine and my mistress Sophia's. turned our lives upside down, A white flower with a God-given crimson stripe.
Hayatlarımızı alt üst etti, Tanrı tarafından verilmiş kızıl çizgili, beyaz bir çiçek benim ve hanımım Sophianın.
All I ever asked was for you to get up on stage and play your music, show off your God-given talents.
Ve müzik gösterisi Tanrı vergisi yeteneklerinizi. Hiç istediğim için gömlekler için.
A white flower with a God-given crimson stripe mine
Hayatlarımızı alt üst etti, Tanrı tarafından verilmiş kızıl çizgili,
After that day, the talent my mother called"God-given became nothing but a disease for me.
Annemin o Allah vergisi dediği yetenek, benim için bir hastalıktan ibaret oldu. O günden sonra.
And play your music, show off your God-given talents. All I ever asked was for you to get up on stage.
Ve müzik gösterisi Tanrı vergisi yeteneklerinizi. Hiç istediğim için gömlekler için.
They would all seem like God-given powers Increased oxygen intake,
Hızlı iyileşme, hepsi ilkel kültürler için Tanrı tarafından verilmiş Artan oksijen alımı,
Instead of relying on his God-given wrestling skills. It's so sad that Grampa has to cheat.
Büyük babanın Tanrı vergisi güreş yeteneklerine güvenmek yerine hile yapmak zorunda olması çok üzücü.
That fundamental and God-given right? Desmond Doyle's application you have denied him for the return of his children.
Onu bu temel anayasal hakkından ve Tanrı tarafından verilmiş… hakkından mahrum bıraktığınızı isteme başvurusunu… Desmond Doyleun çocuklarını.
It's our God-given right to pay the same amount of rent regardless of property value or inflation.
Bina değeri veya enflasyon ne olursa olsun aynı kirayı ödemek, bize Tanrının bahşettiği bir hak.
We were saying that in the midst of today's fire… your God-given skill of shaking the fire extinguisher non-stop Amongst ourselves…- You're right.
Öyle. Kendi aramızda… bugünkü yangının ortasında… Allah vergisi yangın tüpünü sallama yeteneğiniz taktire şayan diyorduk.
they would all seem like God-given powers to primitive cultures.
hepsi ilkel kültürler için Tanrı tarafından verilmiş yetkiler gibi görünüyor.
I'm thinkin'- I'm thinkin' that this complaint department… is a complete waste of your god-given talents.
Düşünüyorum da bu şikayet departmanı… senin Tanrı vergisi yeteneklerini harcıyor.
you realize it's every neighbor's god-given right to turn a blind eye.
her komşunun tanrı vergisi görmezden gelme hakkı var.
Desmond Doyle's application for the return of his children you have denied him that fundamental and God-given right?
Bilinçli olarak ret ederek, onu bu temel anayasal hakkından mahrum bıraktığınızı isteme başvurusunu… Desmond Doyleun çocuklarını hakkından ve Tanrı tarafından verilmiş.
rigorous discipline… applied to her truly extraordinary and God-given gifts, Dana outstripped most of us.
sıkı disiplini olağan üstü ve Tanrı vergisi yeteneği ile Dana çoğumuzu geçmişti.
Nietzsche believed that Darwin's theory tore down Europe's old system of God-given authority and morality.
Nietzsche, Darwin teorisinin; Avrupanın eski,… Tanrı tarafından verilmiş otorite ve ahlak sistemini yıktığına inanıyordu.
Results: 104, Time: 0.0437

Top dictionary queries

English - Turkish