LIVELIHOOD in Turkish translation

['laivlihʊd]
['laivlihʊd]
geçim
income
livelihood
a living
living
bir rızık
provision
sustenance
livelihood
as wholesome food
geçimi
income
livelihood
a living
living
geçimini
income
livelihood
a living
living
geçimimi
income
livelihood
a living
living

Examples of using Livelihood in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Not your livelihood, Bob.
Senin geçim kaynağın değil, Bob.
Right after he padlocked my client's livelihood.
Müşterimin geçim kaynağına kilit vurmasından hemen sonra.
His family will lose its livelihood and be left on the street.
Ailesi geçim kaynağını yitirecek ve sokakta kalacak.
It's costing me my livelihood.
Benim ekmeğime mal oluyor.
It represents the forty-four families in this community that lost their livelihood to factory farming.
Geçim kaynakları olan çiftlikleri fabrikalara kaybeden… 44 aileyi temsil ediyor.
That lost their livelihood to factory farming. It represents the forty-four families in this community.
Geçim kaynakları olan çiftlikleri fabrikalara kaybeden… 44 aileyi temsil ediyor.
And remember, I didn't take this job for livelihood.
Unutma bu işi ekmek parası için yapmıyorum.
You are being pretty aggressive about destroying a man's livelihood.
Bir adamın geçim kaynağını yok etmeye karşı oldukça saldırgan bir tavır içindesin.
Someone's livelihood depends on it.
Malum birinin hayatı buna bağlı ama.
The swamp is supposed to be our livelihood.
Bataklığın bizim geçim kaynağımız olması gerekiyordu.
Put your livelihood on the table.
Masaya geçim kaynağınızı koyun.
You are being pretty aggressive about destroying a man's livelihood.
Bir adamın geçim kaynağını yok etmek için çok saldırgansın.
But no livelihood. I got my life.
Ama geçim kaynağım yok. Hayatım var.
I got my life… but no livelihood.
Ama geçim kaynağım yok. Hayatım var.
I should have known better than to trust my livelihood to lemon breeland.
Lemon Breelandle ortak olup geçimimi sağlamaktan… daha iyi bir şey bulmalıydım.
Because he had a manic episode at work. Your client lost his livelihood.
Müvekkilin geçim kaynağını kaybetti çünkü işte sinir krizi geçirdi.
Your client lost his livelihood because he had a manic episode.
Müvekkilin geçim kaynağını kaybetti çünkü işte sinir krizi geçirdi.
Because he had his livelihood Your client lost a manic episode at work.
Müvekkilin geçim kaynağını kaybetti çünkü işte sinir krizi geçirdi.
Careful. Those fingers are my livelihood.
O parmaklar benim ekmek teknem. Dikkatli ol.
Country. Honor… livelihood.
Onur, geçim kaynağı, ülke.
Results: 118, Time: 0.0522

Top dictionary queries

English - Turkish