SEGREGATION in Turkish translation

[ˌsegri'geiʃn]
[ˌsegri'geiʃn]
ayrımcılık
distinction
discrimination
separation
distinguish
discriminate
discerning
you differentiate
differentiation
segregation
ırk ayrımı
ayırım
no distinction
segregation
ayrımı
distinction
discrimination
separation
distinguish
discriminate
discerning
you differentiate
differentiation
segregation
ayrımcılığı
distinction
discrimination
separation
distinguish
discriminate
discerning
you differentiate
differentiation
segregation
ırk ayrımını
ırk ayırımı
bir ırkçılık
race
racial
species
tecrit
isolation
lockdown
lock-down
isolated
sequestered
solitary
segregated
seclusion
divestment
SHU

Examples of using Segregation in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Segregation in Birmingham.
Birminghamda ayrımcılık.
The segregation over there is definitely much more.
ABDde çok fazla ayrımcılık var.
The segregation over there is definitely much more.
ABDde çok daha fazla ayrımcılık var.
Join the Cause to avenge the death of innocents and end segregation.
Masumların öcünü almak ve ayrımcılığa son vermek için Davaya katıl.
He was gonna end segregation.
Irk ayrımcılığını bitirecekti.
Ruby Bridges helped to end segregation in the United States.
Ruby Bridges ABDde ırk ayrımının bitmesine yardım etti,
The issue was segregation, and segregation was everywhere.
Mesele ırk ayrımcılığıydı, ve ayrımcılık her yerdeydi.
Segregation is now illegal in this country, sir.
Bu ülkede ırk ayrımcılığı artık yasadışıdır bayım.
The battle was against segregation at restaurants in the South.
Güneyde lokantalarda ırk ayrımına karşı savaş verildi.
They preach racial segregation.
Irk ayrımını öğütlüyorlar.
A usc study on segregation in charter schools.
Kiralık okullardaki ayrımcılığın USC. çalışması.
And lunch counters in the south. Thackeray: The battle was against segregation at restaurants.
Güneyde lokantalarda ırk ayrımına karşı savaş verildi.
Segregation was designed to discriminate.
Irkçılık ayrım yapmak için tasarlanmıştır.
The only justice to vote against segregation. The great dissenter.
Büyük muhalif. Irk ayrımına karşı oy veren ilk mahkeme başkanı.
They are pushing for the segregation of universities.
Üniversitelerde ayrım için baskı yapıyorlar.
Segregation in Birmingham.
Birminghamda ayırımcılık.
For the willful and deliberate segregation.
Kasıtlı ve plânlı ayrımları için.
Now, you knew that was causing segregation.
Şu anda, biliyorsunuz ki bu ayırımcılığa yol açtı.
Segregation hallway now!
Hemen hücre koridoruna!
That and, you know, McCarthyism and segregation, the nuclear arms race.
Bunların yanında, mccarthyizm ırkçılık ve nükleer silahlar vardı.
Results: 86, Time: 0.0759

Top dictionary queries

English - Turkish