SERIOUSNESS in Turkish translation

['siəriəsnəs]
['siəriəsnəs]
ciddiyetini
serious
seriousness
sobriety
no levity
severity
ciddiyeti
serious
seriousness
sobriety
no levity
severity
ciddiyetimle
serious
seriousness
sobriety
no levity
severity
ciddiyetine
serious
seriousness
sobriety
no levity
severity

Examples of using Seriousness in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
In all seriousness.
Tüm ciddiyetimle.
Dear Parents… I understand the seriousness of my lie…- OK.
Tamamdır. Anne, baba yalanımın ciddiyetini anladım.
No, but in all seriousness, yeah.
Hayır, ama bütün ciddiyetimle evet.
Seriousness would be very unbecoming to him.
Ciddiyet oldukça yakışıksız olabilir.
In all seriousness though, your brother truly,
Gerçi tüm ciddiyetiyle ın, Kardeşin gerçekten,
Um, in all seriousness, thank you so much for supporting our foundation.
Um, tüm ciddiyetimde, Vakfımızı desteklediğiniz için çok teşekkürler.
Are you aware the seriousness of this here?
Durumun ciddiyetinin farkında değil misin?
I consider seriousness an admirable trait of character.
Ciddiyetin imrenilecek bir karakter özelliği olduğunu düşünmüşümdür.
In all seriousness everybody has a drink?
Tüm ciddiyetiyle herkesin bir içkisi mi var?
But in all seriousness.
Ama bütün ciddiyetiyle.
We need fresh air, cleanness, seriousness.
Temiz hava, temizlik, ciddiyet gerekiyor.
Respect, seriousness.
Saygı, ciddiyet.
It was the spareness and seriousness of Accattone that made it modern.
Dilenci'' yi modern kılan şey, sadeliği ve ciddiyetiydi.
But in all seriousness.
Fakat bütün ciddiyetle.
You tell a teacher that, and they will ask you, in all seriousness.
Öğretmenine bunu söyle, ve sana tüm ciddiyetiyle sorarlar.
Due to the seriousness of this case.
Bu davanın ciddiyetinden dolayı.
But in all seriousness. Yeah.
Evet. Ama bütün ciddiyetiyle.
I expected more seriousness by the political leaders.
Siyasi liderlerden daha fazla ciddiyet beklerdim.
I have been told you do it with honor and seriousness.
Bu işi şerefiniz ve ciddiyetle yaptığınız söyleniyor.
This was a protest too. A reaction against seriousness.
Bu da bir protestodur, ciddiyete karşı bir tepkidir.
Results: 144, Time: 0.0406

Top dictionary queries

English - Turkish