THINGS DIFFERENTLY in Turkish translation

[θiŋz 'difrəntli]
[θiŋz 'difrəntli]
olaylara farklı
işleri farklı
herşeyi farklı
olayları farklı
şey farklı
olaylar farklı
her şeye farklı
işlere farklı

Examples of using Things differently in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I said I could have done things differently, my whole life.
Hayatım boyunca her şeyi farklı yapabileceğimi söyledim.
To learn to do things differently. Old dogs like you and I are gonna have.
Senin ve benim gibi moruklar bazı şeyleri farklı yapmayı öğrenmek zorunda kalacak.
I see things differently now.
Artık olayları farklı görüyorum.
Many things differently.
Pek çok şey farklı görünüyor.
I don't know, maybe they do things differently there.
Bilmiyorum, belki orada farklı şeyler yapıyorlar.
Ollie 1. 0 who's trying to do things differently.
Işleri farklı halletmeye çalışan Ollie 1.
Perhaps when she's released from the burn center… she will see things differently.
Olaylara farklı bakar. Belki de yanık ünitesinden taburcu olunca.
Like I told you before, we do see things differently.
Daha önce de söylediğim gibi, her şeyi farklı görürüz.
Lying there, I started seeing things differently.
Orada uzanırken her şeye farklı bakmaya başladım.
I can see things differently.
Olayları farklı görebilirim.
I don't know, maybe they do things differently out there.
Bilmiyorum, belki orada farklı şeyler yapıyorlar.
Over the river you guys may do things differently, but here.
MI6da siz işleri farklı hallediyor olabilirsiniz, ama burada.
I see things differently now.
Artık olaylara farklı bakıyorum.
I have read books and I see things differently now.
Bolca kitap okudum, artık her şeyi farklı görüyorum.
But I see things differently. Good. Leni's an influence.
Güzel. Leninin etkisi var ama bazı şeyleri farklı görüyorum.
I see things differently.
Ben olayları farklı görüyorum.
I got older, and so I started looking at things differently.
Yaşlandım ve bu yüzden işlere farklı olarak bakmaya başladım.
Look at things differently.
Her şeye farklı bak.
I understand things differently.
Benim anladığım şey farklı.
If he were in Paris, he would see things differently.
Eğer Pariste olsaydı, farklı şeyler görürdü.
Results: 317, Time: 0.0434

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish