FARK in English translation

difference
fark
değiştirir
notice
fark
dikkat
duyuru
bildiri
tebligat
fark ettim
uyarı
farkettin mi
realize
fark
anlamamı
farkettim
matter
fark
var
mühim
önemli
madde
meselesi
konuyu
sorun
maddenin
olursa olsun
different
değişik
ayrı
çeşitli
farklı
değişti
know
bilmek
haber
bilen
öğrenmek
biliyorum
bilirsin
tanıyorum
bilin
farkındayım
tanırım
spot
nokta
leke
fark
benek
tespit
ayırt
yeri
bir yer
bölgeyi
mekanı
recognize
tanır
fark
ayırt
tanıyan
kabul
tanıdık
tanıyorum
hatırladın mı
tanıyabildin mi
realise
fark
anlamamı
farkettirdi
distinction
ayrım
fark
ayırım

Examples of using Fark in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Bunun için hayatınızı atmadan değer değil fark var.
You have to realise this is not worth throwing your life away for.
Bu testi gerçekleştirince Çinli komşularımız fark edecekler.
Once we conduct this test, our Chinese neighbors will know.
Amynin kaçtığını fark ettiniz mi Bayan Dennett?
Were you aware Amy had slipped out, Miss Dennett?
Çok fark etti.- Yeraltı Dünyasına.
That's quite a distinction. The underworld.
Kız kardeşim ve ben… Fark edebilirsiniz. başarılarımızdan Encino konumu.
From our successful Encino location. You may recognize my sister and I.
Ve onu fark edebilecek başka bir sentetik yok.
And there are no other synths here who could detect him.
Ne kadar çok öğrendikçe o kadar az bildiğimizi fark ediyoruz.
The more we learn, the less, we realise, we know.
Ayrıca kendimin farkında olmasaydım… fark ederdim herhalde.
And if I had no self-awareness, I think I would know.
Carrie gerçekleştiğini fark etmedi bile.
Carrie wouldn't have even been aware it was happening.
En azından fark edip kendimle bağdaştırabildiğim şeyler vardı.
Recognize and connect to. that I could at least- There were things in it.
Fark var demek ki.
There's a distinction.
Yakınlarındaki bir zihinde kendi görüntülerini fark edebiliyorlar.
They can detect their own mental picture in any nearby mind.
Totonun sadece ölü olduğunu fark edecek.
He will realise that Toto is just dead, very.
Neden ona inanmadı ve bunların normal olmadığını fark etmedi?
Why didn't she believe him and know that that was not okay?
Mahkeme tehlikede olduğunu fark etmen gerektiğini düşündü.
The tribunal thought that you ought to be made aware of your danger.
En azından fark edip kendimle bağdaştırabildiğim şeyler vardı.
There were things in it that I could at least recognize and connect to.
Fark-'' Demokrasi Sınıf farkı-'' Demokrasi… ve münasip kanallar.
Class distinction. Distinction.- Democracy… and proper drains.- Democracy.
Eğer Wraithler görünmezliğin içinde geçit aktivasyonunu fark edebilirlerse bir anlamı kalmayacak.
It won't matter if the Wraith can detect the gate activity through the cloak.
Aynı maddeden yapıldığınızı fark ediyorsunuz.
You know, you're made up of the same matter.
O kadar iyiydi ki fark etmemek için aptal olmak lazım.
If someone can't recognize how good it was, he would be a fool.
Results: 7683, Time: 0.0627

Top dictionary queries

Turkish - English