WANTON in Turkish translation

['wɒntən]
['wɒntən]
ahlaksız
moral
morality
ethics
decency
ethical
vice
vahşi
savage
wanton
acımasız
ruthless
cruel
brutal
mean
merciless
harsh
relentless
vicious
fierce
ferocious
ahlâksız
moral
morality
ethics
decency
ethical
vice
lakayıt
reckless
wanton
obtuse
oyunbaz
playful
's a player
wanton

Examples of using Wanton in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
You have succeeded. It's back to an old, familiar wanton place.
Eski, tanıdık bir ahlaksız yere geri döndü. Başardın.
It's back to an old, familiar wanton place. You have succeeded.
Eski, tanıdık bir ahlaksız yere geri döndü. Başardın.
Such wanton death… was dealt that day.
Ölüm ve yıkım o gün merhametsizdi.
Touch me not, you wanton, your lover has slain me!
Dokunma bana, seni şehvet düşkünü. Sevgilin beni katletti!
As to a harlot, a wanton woman.
İffetsiz, fahişe kadına gelince.
Hold hard, wanton woman!
Dur bakalım, iffetsiz kadın!
All right, this next one's called"The Wanton Folly of Me Mum.
Pekala, sıradaki şiirin adı da,'' Benim Deli Dolu Annem.
I'm starving to death, you wanton woman.
Açlıktan ölüyorum, seni iffetsiz kadın.
You wandered off like a wanton greedy child to break your heart and mine.
Başıboş dolaştın ve kendi kalbini kırdın. Kaprisli, açgözlü bir çocuk gibi.
I'm telling you, Branko's wanton attack was only the beginning.
Size söylüyorum, Brankonun nedensiz saldırısı yalnızca başlangıçtı.
President AI Gore's wanton aggression.
Başkan Al Goreun kontrolsüz saldırganlığı.
Just like a greedy, wanton.
Tıpkı açgözlü, iffetsiz.
Just like a greedy, wanton.
Tıpkı bir açgözlü gibi, ahmakdı.
I am afeard you make a wanton of me.
Korkarım artık beni çocuk yerine koyuyorsunuz.
To wipe out the stain, not only of that wanton kidnapping… but of all kidnapping and crimes. Lindbergh case start a new drive.
Tek dileğimiz Lindbergh dosyasındaki gelişmelerin artması… ve sadece bu ahlaksız kaçırılma olayı değil, bütün kaçırılma ve suçlardaki… lekeyi silip götürmesi.
Whose love of money was only rivaled by his love for losing it at the track. His predilections? Basil Vladakis was a vicious and wanton gunrunner.
Basil Vladakis vahşi ve ahlaksız bir silah kaçakçısıydı… ve parayı sevdiği kadar at yarışlarında para kaybetmeyi de severdi.
If Mr. Wanton Maddox, or whatever his name is,
Eğer Bay Wanton Maddox, veya adı her neyse,
Basil Vladakis was a vicious and wanton gunrunner by his love for losing it at the track.
Basil Vladakis vahşi ve ahlaksız bir silah kaçakçısıydı… ve parayı sevdiği kadar
Basil Vladakis was a vicious and wanton gunrunner… whose love of money was only rivaled by his love for losing it at the track.
Basil Vladakis vahşi ve ahlaksız bir silah kaçakçısıydı… ve parayı sevdiği kadar at yarışlarında para kaybetmeyi de severdi.
Accompanied by an anonymous Negro woman in wanton dress. It turns out He dumped me off… my white father, Don Berryman.
Anlaşılan beyaz tenli babam Don Berryman ile yanındaki… kim olduğu belirsiz, lakayıt elbiseli, zenci kadın beni terk etmiş.
Results: 90, Time: 0.113

Top dictionary queries

English - Turkish