YOĞUN in English translation

busy
meşgul
yoğun
kalabalık
işlek
yoğunum
intense
yoğun
gergin
aşırı
ciddi
güçlü
ağır
şiddetli
çarpıcı
hararetli
ateşli
dense
yoğun
sık
koyu
kalın kafalı
kesif
intensive
yoğun
heavy
ağır
yoğun
agir
sağanak
ağırlık
şiddetli
thick
kalın
yoğun
koyu
sık
gür
ince
kalin
extensive
geniş
büyük
yoğun
yaygın
uzun
engin
kapsamlı
hectic
yoğun
telaşlı
hareketli
heyecanlı
karışık
heavily
ağır
yoğun
büyük
oldukça
yüksek
aşırı
şiddetli
şekilde
çok fazla
intensity
yoğun
şiddet
gerilimi

Examples of using Yoğun in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Güçlü, uysal, harika bir o kadar da yoğun.
Strong, supple, great bud density.
Bu yoğun günleri, yoğun zamanları.
These hectic days, hectic times.
Yoğun bir çekim gücüne ek olarak galaksileri bir arada tutması gerekirdi.
An immense additional source of gravity must be holding galaxies together.
En yoğun olduğu zamanda 1000 kişi burada yaşadı.
At it's peak 1,000 people lived here.
Yoğun nöral bilgisayarlar.
Compact neural computers.
Bir buçuk kilometre ötede yoğun bir orman var.
A density of woodlands about a mile away.
Kanonun yoğun olduğu saatler, değil mi?
Kayak peak hour, was it?
Yoğun acının ve tarifsiz sevginin elçisidirler.
They are messengers of overwhelming grief and of unspeakable love.
Karadeliğin yoğun çekim gücü her şeyi aşağıya doğru çeker.
The black hole's immense gravity pulls everything down.
Çok yoğun ve çok zarif, efendim, söylemem gerekirse. Evet!
Very compact and very neat, sir, if I may say, yes!
Mali merkezler, ulaşımda kavşak noktalar… nüfusu yoğun bölgeler.
Financial centres, transportation hubs, high-population density areas.
En yoğun sezonda bir defada iki,
At peak season, we have two,
Yoğun medya ilgisinden yararlanan kişilerden biri de benim.
Other beneficiaries of the intensified media attention include me.
Bugün sadece çok yoğun bir deneyim oldu.
It's just been a very overwhelming experience today.
Ama aynı zamanda yoğun bir acı.- Anne.
But also immense pain.- Mama.
Mack günlerinin çoğunu yoğun bir neşe hissiyle geçiriyor.
Mack experiences most days with a profound sense of joy.
Bu grup, üzerinde en çok çalışılan yoğun gökada grubudur.
The group is the most studied of all the compact galaxy groups.
Yaratık formundaki insanlarda bu denli yoğun çakralar bulunuyormuş meğer.
Imagine that… High density Chakra in hmans in the form of beasts.
Şimdiyse yoğun bir direnişle karşı karşıyayız.
Now, we face overwhelming resistance.
Yoğun zamanları gördün mü?
Did you see the peak times?
Results: 3697, Time: 0.0419

Top dictionary queries

Turkish - English