AVERSION in Turkish translation

[ə'v3ːʃn]
[ə'v3ːʃn]
nefret
hate
hatred
loathe
nefretini
hate
hatred
loathe
kaçınma
to avoid
to evade
avoidance
abstinence
to refrain
yüz çevirmesi
don't turn away
don't turn away the face
tiksinti
disgust
aversion
repulsion
revulsion
yüz çevirmeleri
don't turn away
don't turn away the face

Examples of using Aversion in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Some subconscious aversion to me.
Bilinçaltında bana karşı olan tiksintini.
I believe I observed you have an aversion to orderliness.
Düzenli olmaya karşı isteksiz olduğunu gözlemlediğime inanıyorum.
Maybe he shares my aversion to hospitals.
Belki benden hoşlanmadığını hastane ile paylaşıyordur.
Aversion therapy can be used to treat any bad habit.
Tiksinme terapisi kötü alışkanlıkları önlemede kullanılır.
Mr. O'Shea, I have an aversion to pain and suffering.
Bay OShea, ben bir isteksizlik var ağrı ve acı için.
My particular aversion is beards. I understand.
Benim özel isteksizlik sakal. Anlıyorum.
I mean do you have an aversion to food?
Demek istediğim yemeye karşı bir tiksintin var mı?
They have an aversion to--to water.
Suya karşı bir nefretleri var.
Discipline.- Something you have an aversion to.
Disiplinli olmayı. Pek alışık olmadığın bir şey.
Your aversion to feces is irrational.
Dışkıdan iğrenmen çok saçma.
Yet they persist in rebellion and aversion.
Hayır; onlar, azgınlık ve nefrette direnmektedirler.
Aversion to holy objects, maybe.
Kutsal nesnelerden hoşnutsuzluk belki.
Mr. Flynt, do you have an aversion to religion?
Bay Flynt, dine karşı bir nefretiniz var mı?
Fortunately, The Lord gave me an aversion to fish soup.
Şükürler olsun ki Tanrı bana balık çorbası için bir isteksizlik verdi.
Aye! they persists in perverseness and aversion.
Hayır; onlar, azgınlık ve nefrette direnmektedirler.
But when a warner did come to them, it only increased their aversion.
Ancak onlara bir uyarıcı-korkutucu geldiğinde( bu,) nefretlerinden başkasını artırmadı.
I developed an aversion toward seafood.
Deniz ürünlerine karşı bir isteksizlik geliştirdim.
I developed an aversion toward the word"awesome.
Awesome'' kelimesine karşı bir isteksizlik geliştirdim.
Nay; but they persist in rebellion and aversion.
Hayır; onlar, azgınlık ve nefrette direnmektedirler.
But my pleas have only increased their aversion.
Benim çağırmam, ancak onların kaçmasını arttırdı.
Results: 125, Time: 0.0732

Top dictionary queries

English - Turkish