suçlamayı
to blame
to accuse
to charge
to frame
to implicate
to indict
accusations
impeach
to condemn
lmpeach suçlayarak
blaming
accusing
charging suçu
crime
criminal
felony
fault
offense
guilt
blame
offence
charge suçlu
guilty
criminal
to blame
culprit
felon
offender
delinquent
perp
perpetrator
convicted suçlamak
to blame
to accuse
to charge
to frame
to implicate
to indict
accusations
impeach
to condemn
lmpeach suçluyor
to blame
to accuse
to charge
to frame
to implicate
to indict
accusations
impeach
to condemn
lmpeach suçlamaya
to blame
to accuse
to charge
to frame
to implicate
to indict
accusations
impeach
to condemn
lmpeach suçunu
crime
criminal
felony
fault
offense
guilt
blame
offence
charge suçlarken
crime
criminal
felony
fault
offense
guilt
blame
offence
charge suçlar
crime
criminal
felony
fault
offense
guilt
blame
offence
charge
Whenever you find yourself blaming others for your circumstances, look at the key. Gelişen koşullar karşısında kendini, başkalarını suçlarken bulduğunda bu anahtara bak. FBI's blaming DIA for trying to grab him on the sly like this. FBI, DIAi onu böyle sinsice yakalamaya çalışmakla suçluyor . If he were, he would have jumped on blaming drew. Yalan söylüyor olsaydı, suçu Drewun üzerine atardı. Or blaming people:"It was him. Ya da insanları suçlar ,'' Oydu. And more thanking her. You should spend less time blaming her. Onu suçlamaya daha az zaman harcayıp daha fazla teşekkür etmelisin.
And stop blaming everything that goes wrong on me! Ve yanlış giden herşeyin suçunu benim üzerime atmaktan vazgeçin! I was wrong… for blaming Reva's murder on you. Yanılmışım. Revanın cinayeti için seni suçlarken . Because blaming me for abandoning Lex is a lot easier than blaming yourself. Çünkü Lexi terk ettiğim için beni suçlamak kendini suçlamaktan çok daha kolay. Blaming me for having a little passion about our dream.Rüyamız için biraz hırslıyım diye suçu bana atıyorsun. Listen, listen.- You can't keep blaming me. Teddyle olanlar için… beni suçlamaya devam edemezsin.- Dinleyin. Her zaman diğerlerini suçlar . No, no. If he were, he would have jumped on blaming Drew. Hayır. Yalan söylüyor olsaydı, suçu Drewun üzerine atardı. Hayır. And he starts blaming Wilcox and me for him being black. Suçlamaya başladı. Sonra Wilcox ve beni kendisi siyah olduğu için.After a while, people started blaming the Vietnamese for our casualties. Bir süre sonra insanlar zayiatlarımız için Vietnamlıları suçlamaya başladı. Then he starts blaming Wilcox and me for him being black. Sonra Wilcox ve beni kendisi siyah olduğu için suçlamaya başladı. No, ray, I can't keep blaming her for everything. Hayır, Ray, ona dürüst davranmazken her şey için onu suçlamaya devam edemem. You're not blaming me for that Paper coverage? GAZETEdeki yazılar için beni suçlamıyorsun , değil mi? There's no point in blaming everybody. I can see how blaming Marjorie was easier. Marjorieyi suçlamanın kolay olduğunu anlayabiliyorum. I wanted to apologize for blaming you for Christopher's escape. Christopherın kaçışından sizi suçladığım için özür dilerim.
Display more examples
Results: 808 ,
Time: 0.0856