Examples of using
Cohesion
in English and their translations into Turkish
{-}
Colloquial
Ecclesiastic
Ecclesiastic
Computer
Programming
It not only jeopardizes IMSF cohesion, it opens the door to claiming ownership of Mars.
UMBVnin bütünlüğünü tehlikeye atmakla kalmıyor, Mars üstünde sahiplik iddia etmenin kapısını açıyor.
Regional policy, and the accompanying structural and cohesion funds, have been used with considerable success in the EU itself to accelerate the economic development of poorer regions.
Bölgesel politika, ve buna eşlik eden yapısal ve birlik fonları ABnin kendi içindeki yoksul bölgelerin kalkınması için başarılı bir biçimde kullanıldı.
Romania hopes to attract 6 billion euros in EU funding from the Cohesion Fund and agriculture funds this year, Prime Minister Emil Boc announced on Monday January 9th.
Başbakan Emil Boc 9 Ocak Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Romanyanın bu yıl Uyum Fonu ve tarım fonlarından olmak üzere ABden 6 milyar avro almayı umut ettiğini söyledi.
To differing degrees, all groups use physical brutality to ensure internal cohesion and to intimidate victims.
Farklı seviyelerde olsa da bütün gruplar kendi içlerinde birlik sağlamak ve kurbanlarını sindirmek için fiziksel şiddet uyguluyor.
And that is biz dev and marketing. I should probably… if you sit near your direct reports, It's just better for office cohesion.
O da pazarlama ve iş geliştime. Ben sanırım… Ofis tutarlılığı için işin olan yerde oturman daha iyi olur.
Bulgaria must also strengthen financial control for the future use of structural and cohesion funds and boost administration in agriculture.
Bulgaristanın ayrıca, yapısal ve uyum fonlarının gelecekteki kullanımına ilişkin mali denetimi güçlendirmesi ve tarım alanında idareyi artırması da gerekiyor.
peace, cohesion and cooperation among the peoples of Africa and African States.
adalet, barış, uyum ve dayanışma.
It's just better for office cohesion.
Ben sanırım… o da pazarlama ve iş geliştime.
Another line of reasoning, however, argues that sustainable economic growth should not impair social cohesion, and that it has to be accompanied by adequate production of public goods.
Kimileri ise sürdürülebilir ekonomik büyümenin, toplumsal uyumu bozmaması ve büyüme ile birlikte yeterli düzeyde kamu malının da üretilmesi gerektiği görüşünde.
Cooperation has long been a key component of EU Cohesion Policy, firstly through the INTERREG Community Initiative, and now via the European Territorial Cooperation Objective.
İşbirliği, uzun zamandır, önce INTERREG Topluluk Girişimi yoluyla ve şimdi de Avrupa Bölgesel İşbirliği Hedefi yoluyla, AB Uyum Politikasının anahtar bir bileşeni olmuştur.
opportunity could threaten social cohesion if left unaddressed.
fırsat eşitsizliklerinin çözüme kavuşturulmadıkları takdirde toplumsal bütünlüğü tehdit edebileceğine dikkat çekiliyor.
supports much needed local projects that connect border regions and foster development and cohesion.
sınır bölgelerini birbirine bağlayan ve kalkınma ve uyumu hızlandıran, çok ihtiyaç duyulan yerel projeleri destekliyor.
seeing the Earth from space, in all our unity and cohesion.
Dünya yı uzaydan… birlik ve uyum içerisinde görmek… düşüncemizde de bir değişiklik yaratabilir.
Of the effects that a star player has on team cohesion. Look, my dad was a very cautious man, and I think he was very conscious.
Bakın, babam çok temkinli bir adamdı… ve bence bir yıldız oyuncunun… takım uyumu üzerindeki etkisinin ne olacağının bilincindeydi.
has strengthened further the cohesion of the Macedonian society.
Makedon toplumunun uyumunu daha da güçlendirmiştir.
the Common Agricultural Policy(CAP) and to structural and cohesion funds.
yapısal fonlar ve uyum fonlarına ilişkin çeşitli soruları da akla getiriyor.
of the effects that a star player has on team cohesion. and I think he was very conscious.
bence bir yıldız oyuncunun… takım uyumu üzerindeki etkisinin ne olacağının bilincindeydi.
29m euros for helping Macedonia prepare for participation in the EU's cohesion policy and rural development instruments.
63 milyon avro harcanırken, 29 milyon avro da Makedonyanın, ABnin uyum politikasına katılmaya hazırlanmasına yardım ve kırsal kalkınma çalışmaları için kullanılacak.
worsening social cohesion and rising criminality.
azalan sosyal bağlılık ve artan suç oranları ile mücadele edebilmek için ABnin yardımına ihtiyaç duyuluyor.
Apparently, contact with photonic energy disrupted your magnetic cohesion, but we're still not sure if that's what happened to the others.
Görünüşe göre, fotonik enerji ile kurduğun temas manyetik kohezyonunu bozmuş, fakat hala, diğerlerine ne olduğunu bilmiyoruz.
Turkce
Български
Deutsch
Ελληνικά
عربى
বাংলা
Český
Dansk
Español
Suomi
Français
עִברִית
हिंदी
Hrvatski
Magyar
Bahasa indonesia
Italiano
日本語
Қазақ
한국어
മലയാളം
मराठी
Bahasa malay
Nederlands
Norsk
Polski
Português
Română
Русский
Slovenský
Slovenski
Српски
Svenska
தமிழ்
తెలుగు
ไทย
Tagalog
Українська
اردو
Tiếng việt
中文