CONDEMNS in Turkish translation

[kən'demz]
[kən'demz]
kınıyor
condos
to condemn
reproach
blame
mahkum etmek
to convict
to condemn
suçluyor
to blame
to accuse
to charge
to frame
to implicate
to indict
accusations
impeach
to condemn
lmpeach
kınandı
henna
kınadı
condos
to condemn
reproach
blame
kınamaktadır
condos
to condemn
reproach
blame
kınadığını
condos
to condemn
reproach
blame

Examples of using Condemns in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
To fall into a scenariothat condemns him to defeat.
Onu yenilgiye mahkum edecek bir konuma düşmesini.
Now, you took a risk by doing something that society condemns.
Toplumun lanetlediği bir şeyi yaparak risk almış oldun şimdi.
The CGT condemns their actions.
CGT, onların bu eylemlerini kınar.
the Bible never explicitly condemns gambling.
İncilde açıkça yasaklanmıyor.
Chad strongly condemns these cowardly incursions.
Çad, bu hain saldırıları ağır şekilde cezalandırıyor.
Every time he opens his mouth, condemns the peace process.
Ağzını her açtığında Barış Sürecini lanetliyor.
Brother… the true Allah condemns the evil you do in His name.
Kardeşim gerçek Allah, onun adına yaptığın şeytanlıkları kınar.
He built the church and the church condemns him.
Kiliseyi o yaptı ve kilise onu cezalandırdı.
Strictly speaking, Troy, the Bible condemns this level of friendship.
Doğrudan konuşursak, Troy… İncil bu seviye bir ilişkiyi ayıplıyor.
Whatever we do that breaks that law condemns us.
Onu yıkacak bir şey yaparsak bu kural bizi mahkum eder.
South East Europe Media Organisation(SEEMO) Secretary-General Oliver Vujovic condemns such attacks.
Güneydoğu Avrupa Medya Örgütü( SEEMO) Genel Sekreteri Oliver Vujoviç bu tür saldırıları kınıyor.
God condemns and kills Abimelech, but not for his sins against his people.
Tanrı kralı suçluyor ve öldürüyor ama adamlarına karşı işlediği günahlardan değil.
Your own mouth condemns you, and not I. Yes, your own lips testify against you.
Kendi ağzın seni suçluyor, ben değil, Dudakların sana karşı tanıklık ediyor.
Condemns what it calls reckless Soviet actions which can only worsen an already grave situation. The statement just released from Downing Street.
Pervasız Sovyet eylemleri'' kınandı. Downing Sokağından biraz önce yapıIan açıklama ile… zaten ciddi olan durumu daha da kötüleştirebilecek olan.
The statement just released from Downing Street condemns what it calls reckless Soviet actions which can only worsen an already grave situation.
Pervasız Sovyet eylemleri'' kınandı. Downing Sokağından biraz önce yapıIan açıklama ile… zaten ciddi olan durumu daha da kötüleştirebilecek olan.
AB neither justifies nor condemns the violence of ETA,
AB, ETA şiddetini ne kınadı ne de haklı buldu,
Which can only worsen an already grave situation. condemns what it calls reckless Soviet actions The statement just released from Downing Street.
Pervasız Sovyet eylemleri'' kınandı. Downing Sokağından biraz önce yapıIan açıklama ile… zaten ciddi olan durumu daha da kötüleştirebilecek olan.
KFOR condemns all criminal acts and the involved nation has initiated all appropriate measures, including disciplinary and criminal investigations," the NATO force said in a statement.
NATO gücünden yapılan açıklamada,'' KFOR bütün suç eylemlerini kınamaktadır ve ilgili ülke disiplin ve adli soruşturmalar da dahil olmak üzere bütün uygun tedbirleri başlatmıştır''. dendi.
Greece's president condemns the bank bombing which took the lives of three people in downtown Athens on Wednesday.
Yunan cumhurbaşkanı, Çarşamba günü Atina şehir merkezinde meydana gelen ve üç kişinin hayatını kaybettiği banka bombalama olayını kınadı.
the Albanian Foreign Ministry declared on 5 September that it openly and unequivocally condemns all acts of extremist violence.
bütün aşırılık yanlısı şiddet eylemlerini açık ve net bir dille kınadığını ilan etti.
Results: 73, Time: 0.07

Top dictionary queries

English - Turkish