HAD STARTED in Turkish translation

[hæd 'stɑːtid]
[hæd 'stɑːtid]
başlamıştı
to start
to begin
to commence
başladı
to start
to begin
to commence
başladığını
to start
to begin
to commence
başladığı
to start
to begin
to commence

Examples of using Had started in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
They had started earlier than we had..
Onlar bizden daha erken başlamış.
Michael had started a relationship… by lying about the existence of his family.
Michael, ailesinin varlığı hakkında yalan söyleyerek bir ilişkiye başlıyordu.
What if Saunière had started to groom you for the Priory?
Ya Saunière, seni Tarikat için eğitmeye başlamışsa?
I didn't know it had started so early!
Sen o kadar küçükken mi başladın?
His daughter had started a petition.
Kızı kampanya başlatmıştı.
Natasha Piper had started dating recently.
Natasha son dönemde çıkmaya başlamışlar.
What if Saunière had started to groom you for the Priory?
Ya Sauniére seni Tarikat için yetiştirmeye başlamışsa?
By lying about the existence of his family. Michael had started a relationship.
Michael, ailesinin varlığı hakkında… yalan söyleyerek bir ilişkiye başlıyordu.
What my grandfather had started out of expediency.
Büyükbabam çıkarı için başlattığı şeye.
Being with Alyssa had started to make me feel things.
Alyssanın yanında bir şeyler hissetmeye başlamıştım.
Stella and I had started dating.
Stella ve ben görüşmeye başlamıştık.
They had started this war.
Onlar bu savaşı başlattılar.
The people had started to die of hunger and cold.
Ve insanlar açlıktan ve soğuktan ölmeye başladılar.
I asked you back then if anything had started before we were separated.
Sana o zaman da biz ayrılmadan önce bir şeyler olmuş muydu diye sormuştum.
Cherries had started to come out.
Kiraz yeni çikmis.
I got out and had started working at the factory when I met Gunnar.
Gunnarı tanıdığım vakit; oradan çıkıp fabrikada çalışmaya başladığım dönemlerdi.
And explore ideas for her first novel. And Lynne had started to write articles.
Lynne ise makaleler yazmaya başlayıp… ilk kitabı için yeni fikirler deneyip duruyordu.
And Lynne had started to write articles and explore ideas for her first novel.
Lynne ise makaleler yazmaya başlayıp… ilk kitabı için yeni fikirler deneyip duruyordu.
The police had started firing. But no.
Ama olmadı. Polis ateş etmeye başladı.
People in town had started to talk.
Köydeki insanlar dedikodu yapmaya başlamıştı.
Results: 267, Time: 0.0451

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish