MEDIATION in Turkish translation

[ˌmiːdi'eiʃn]
[ˌmiːdi'eiʃn]
uzlaşma
compromise
to settle
to reconcile
reconciliation
to negotiate
a settlement
meditasyon
meditation
meditate
mediation
meditative
meditators
inane
toplantıya
meeting
conference
briefing
assembly
convention
gathering
rally
reunion
session
summit
anlaşma mı
deal
to settle

Examples of using Mediation in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The mediation of no mediators will avail them then.
Artık onlara şefaatçilerin şefaati fayda vermez.
The mediation of no mediators will avail them then.
Artık yarar sağlamaz onlara şefaatçilerin şefaati.
The mediation of no mediators will avail them then.
Artık şefaatçilerin şefaati onlara fayda vermez.
The mediation of no mediators will avail them then.
Artık onlara şefaatçilerin şefaatı fayda vermez.
The mediation of no mediators will avail them then.
Artık onlara şefaatçilerin şefaati fayda etmez.
I really think now's the time for that mediation.
Bence şuan gerçekten görüşmeler için uygun bir vakit.
I want to go back to mediation, and I will give you whatever you want.
Arabuluculuk sürecine geri döneceğim. Ve sana ne istersen vereceğim.
It's not for everyone, but I find that mediation works wonders.
Herkes yapamaz ana ben harikalar yaratan bir meditasyon buldum.
Good.- And I guess I will just reschedule the mediation for when Rick is feeling better.
Sanırım Rick kendini iyi hissedince yeni bir toplantı ayarlayabiliriz.
This is court-ordered mediation.
Bu mahkemenin emrettiği bir arabuluculuk.
cheese or mediation?
peynir mi, yoksa arabuluculuk mu?
I think this might go beyond simple mediation.
Bilemiyorum, bu basit bir ara buluculuğun ötesine geçebilir.
We recently got in touch with our creditors about this mediation, and they informed us that they no longer are our creditors.
Yakın zamanda bu arabuluculuk hakkında kredi verenlerimizle irtibat kurduk,… ve onlar da artık kredi verenlerimiz olmayacaklarını söylediler.
However, lacking our mediation abilities, they kept peace the only way they could.
Bununla beraber, bizim arabuluculuk özelliklerimizden mahrum olunca barışı yapabilecekleri tek yolla korumaya çalıştılar.
As an alternative to litigation, mediation has the potential to lessen the burden on the judiciary and foster greater efficiency.
Uzlaşma, dava açmaya bir alternatif olarak yargı sistemi üzerindeki yükü hafifletme ve verimliliği artırma potansiyeline sahip bulunuyor.
In a survey by the Institute for Democracy and Mediation in June 2007,
Demokrasi ve Arabuluculuk Enstitüsinün Haziran 2007de yürüttüğü bir ankette,
All right, well, if you want to do something about that, then I suggest you get your ass to mediation this afternoon. And this time.
Tamam, eğer bu konuda bir şey yapmak istiyorsan kıçını kaldırıp öğleden sonraki toplantıya gelsen iyi olur ve bu kez yerinden kalkmayacaksın.
In addition to dispute resolution, mediation can function as a means of dispute prevention,
Uyuşmazlık çözümüne ek olarak arabuluculuk, sözleşme müzakere sürecinin kolaylaştırılmasında olduğu gibi,
To threaten people trying to go about their business. You barged in here through closed doors-Mediation?
Anlaşma mı? İşlerini yapmaya çalışan insanları tehdit etmek için… kapalı kapılardan içeri daldınız!
conflict mediation, strategic co-operation
ihtilaflarda arabuluculuk, stratejik işbirliği
Results: 72, Time: 0.0518

Top dictionary queries

English - Turkish