MISTOOK in Turkish translation

[mi'stʊk]
[mi'stʊk]
karıştırdı
to mix it up
to interfere
to pry
to get involved
meddling
to be involved
mingling
up
to mess with
yanlışlıkla
accidentally
by mistake
by accident
mistakenly
inadvertently
falsely
wrongly
wrongfully
incorrectly
yanlış
wrong
false
incorrect
mistake
correctly
yanılıp
mistook
karıştıran
to mix it up
to interfere
to pry
to get involved
meddling
to be involved
mingling
up
to mess with
karıştırdım
to mix it up
to interfere
to pry
to get involved
meddling
to be involved
mingling
up
to mess with
karıştırdın
to mix it up
to interfere
to pry
to get involved
meddling
to be involved
mingling
up
to mess with
zannedip yanıldın

Examples of using Mistook in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
You mistook Ty for Turell.
Sen Ty ile Turelli karıştırdın.
I just met this one guy and mistook him for another.
Bir adamla tanıştım ve onu bir başkasıyla karıştırdım.
Tom mistook me for my older brother.
Tom beni ağabeyimle karıştırdı.
For a moment, I mistook you for your great-grandmother.
Bir an… Seni büyük büyükannenle karıştırdım.
Whisky? I think you mistook me for someone else.
Viski? Bence sen beni başka biriyle karıştırdın.
Tom mistook me for my brother.
Tom beni erkek kardeşimle karıştırdı.
I mistook you for my brother.
Ben seni erkek kardeşimle karıştırdım.
Tom mistook me for my twin brother.
Tom beni ikiz erkek kardeşimle karıştırdı.
Because of their physical similarities, the paramedics mistook one for the other.
Benzerlikleri yüzünden de paramedikler onları karıştırmış.
You mean,"mistook me.
Yani'' beni'' karıştırdınız.
Police seem to think a pissed off bird mistook my house for his.
Görünüşe göre polis öfkeli bir kuşun evimi kendisininkiyle karıştırdığını düşünüyor.
It's because you mistook him for someone else.
Çünkü sen onu başka biriyle karıştırıyorsun.
Mistook a man's head for a melon and shot it off.
Bir adamın kafasını karpuzla karıştırıp vurdu.
Actually, we mistook him for a kid named Serizawa.
Aslında, onu Serizawa isimli bir çocukla karıştırdık.
Everyone mistook us for each other.
Herkes bizi birbirimizle karıştırırdı.
A kid named Serizawa. Actually, we mistook him for.
Aslında, onu Serizawa isimli… bir çocukla karıştırdık.
That science mistook for a magician. Cause I could have been the man.
Bilimin yanılıp sihirbaz sandığı adam ben de olabilirdim.
Supposedly harbouring a murderer. Cavalry mistook these ones camped here for another.
Süvariler bunları aynı yerde kamp yapan başkalarıyla karıştırmış olmalı… bir katile yataklık etmişler sözde.
It was Jonathan! He mistook her for a sneak thief.
Jonathan yaptı! Onu hırsız zannetmiş.
I still can't imagine how the police mistook you for a drug dealer.
Polis seni nasıl uyuşturucu satıcısı zannetti, hala anlamıyorum.
Results: 80, Time: 0.0731

Top dictionary queries

English - Turkish