NORMAL LIVES in Turkish translation

['nɔːml livz]
['nɔːml livz]
normal hayatlarına
normal life
normal yaşamlarına
normal life
normal yaşantımızı
normal hayatlar
normal life
normal hayatları
normal life
normal hayatımıza
normal life

Examples of using Normal lives in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
And normal lives?
Normal hayat istemedik mi?
They lead normal lives and eventually develop God complexes.
Normal yaşam sürerler ve sonunda Tanrı kompleksi geliştirirler.
Just dealing with our everyday normal lives is hard enough.
Her gün normal yaşamımızla başa çıkmak bile yeterince zor.
They were living normal lives.
Ama bunların hepsi normal hayat yaşıyorlardı.
And while I wasted away my time in prison you have been enjoying nice, normal lives!
Ben hapiste çürürken ve siz normal hayatlarınızı güzelce yaşarken!
But just yesterday we were hanging out by the pond, living our normal lives.
Daha dün göletlin oralarda takılıyorduk, normal hayatlarımıza devam ediyorduk.
Spleen's fine. Plenty of people live perfectly normal lives without.
Bir sürü insan dalakları olmadan hayatlarını normal bir şekilde.
Normal lives. our families, Our homes!
Evlerimizi, ailelerimizi ve normal hayatlarımızı!
So until they get their order, do they lead normal lives?
Yani, emir gelene kadar, normal yaşamlarını sürdürecekler?
You wanna go back to our normal lives.
Normal hayatlarımıza mı dönelim?
Happy, normal lives right now. They're supposed to be living.
Mutlu ve normal bir hayat yaşamaları gerekiyordu.
They're supposed to be living happy, normal lives right now.
Mutlu ve normal bir hayat yaşamaları gerekiyordu.
Did you lead normal lives, I mean like a husband and wife?
Normal bir yaşantınız var mıydı, yani karı-koca ilişkisi?
Both led normal lives till a few days ago and now they're killing people.
İkisi de normal bir yaşam sürdü, ama şimdi insanları öldürüyorlar.
After the war, jews will go to America… and live normal lives.
Savaştan sonra, Yahudiler Amerikaya gidecekler ve normal bir hayat yaşayacaklar.
And it's incredibly difficult to adjust, because we haven't lived normal lives.
Kendimizi buna uydurmak çok zor, çünkü normal bir hayat yaşamıyorduk.
Plenty of people live perfectly normal lives without.
Bir suru insan dalaklari olmadan hayatlarini normal bir sekilde.
Right now, all we want is to live normal lives.
Şu anda tek arzumuz normal bir hayat yaşamak.
We will never have normal lives as long as we do what we do.
Bunu yapmaya devam ettikçe asla normal bir hayatımız olmayacak.
We will never have normal lives as long as we do what we do.
Yaptığımız şeye devam edersek asla normal bir hayatımız olmayacak.
Results: 124, Time: 0.0463

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish