BREAK-UP in Turkish translation

['breik-ʌp]
['breik-ʌp]
ayrılık
separation
breakup
break-up
parting
secession
ayrılma
to leave
to break up
to quit
split up
to separate
separation
parting
depart
apart
dağıldığı
scattering
disband
to dissipate
ayrılıktan
separation
breakup
break-up
parting
secession
ayrılığın
separation
breakup
break-up
parting
secession
ayrıldıktan
to leave
to break up
to quit
split up
to separate
separation
parting
depart
apart

Examples of using Break-up in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
So we were told you know something about a break-up Emma had before she died?
Emma ölmeden önce ayrılığıyla alâkalı birşeyler anlattımı size?
He was a professional athlete, and the break-up was very public.
O profesyonel sporcuydu. Ayrılığımız da herkesin gözleri önünde oldu.
Your break-up isn't why this happened.
Bunun sebebi sizin ayrılmanız değil.
So if we break-up we can't be friends.
O halde biz ayrılırsak, o zaman ikimiz arkadaş olmayız.
Another break-up?
Başka bir ayrılık mı?
This break-up signals the start of the short but intense Arctic summer.
Bu çözülme kısa ama yoğun kutup yazlarının başladığını işaret eder.
One big break-up.
Bir büyük ayrılık.
This break-up would have a massive influence on the modern-day Americas.
Bu bölünmenin modern Amerika kıtası üzerinde çok büyük etkileri oldu.
A break-up letter.
Bir ayrılık mektubu.
Oh… Poor thing, she's taking this Max break-up pretty hard.
Zavallı şey, Maxten ayrılışını çok zor atlatıyor.
Former partners, bad break-up.
Eski ortaklar, kötü bir ayrılık.
Former partners, bad break-up.
Eski ortaklar düşman oluyor.
So Gone Sucka was my mama's break-up anthem.
Gone Sucka oldu annemin Break-up marşı.
We are testy. Still upset about your little break-up?
Çok sabırsızız. Hala küçük ayrılıktan dolayı üzgün müsün?
Thank you. I've, been cooking a lot since the break-up.
Teşekkürler. Sen gittiğinden beri yemek yapıyorum.
According to the local-media… you recently had your 21st break-up.
Yerel basında çıkan haberlere göre geçenlerde 21. ayrılığınızı yaşamışsınız.
You can run your own little break-up bureau out of E-Dump.
E-Şut içinde kendine ait küçük bir ayrılık bürosu çalıştırabilirsin.
There should be a city-funded break-up housing for those in need.
Şehirde ihtiyacı olanlar için yapılan bir ayrılık evi olmalıydı.
You, and I went through… let's say abrupt break-up?
Sen ve ben diyelim ki… ani bir ayrılık yaşadık.
You can run your own little break-up bureau out of E-Dump. Ugh!
E-Şut içinde kendine ait küçük bir ayrılık bürosu çalıştırabilirsin!
Results: 121, Time: 0.0971

Top dictionary queries

English - Turkish