BURDENS in Turkish translation

['b3ːdnz]
['b3ːdnz]
yükleri
burden
freight
load
cargo
charge
weight
liability
payload
baggage
imposing
günahlarını
sin
sinful
confession
to confess
temptation
of iniquity
sorumluluklarını
responsibility
responsible
liability
in charge
accountability
commitment
obligation
burden
sıkıntılarımı
trouble
problem
distress
boredom
hardship
nuisance
bother
fine
adversity
inconvenience
yüklerini
burden
freight
load
cargo
charge
weight
liability
payload
baggage
imposing
yük
burden
freight
load
cargo
charge
weight
liability
payload
baggage
imposing
yükünü
burden
freight
load
cargo
charge
weight
liability
payload
baggage
imposing
günahlarının
sin
sinful
confession
to confess
temptation
of iniquity
sorumluluk
responsibility
responsible
liability
in charge
accountability
commitment
obligation
burden
sıkıntıyı
trouble
problem
distress
boredom
hardship
nuisance
bother
fine
adversity
inconvenience

Examples of using Burdens in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Endlessly shopping in paris, leaving your king with… No one to share his burdens.
Pariste bitmek tükenmek bilmeyen alışverişleridir, Kralını onun yükünü paylaşacak kimsesiz bırakmamasıdır.
Only a saint could understand the burdens of a housewife like you do.
Sadece bir aziz, ev kadınlarının yükünü senin anladığın gibi anlar.
Go on. Say what burdens your heart.
Devam et. Söyle kalbindeki sıkıntıyı.
You exploit the innocent because you're unwilling to shoulder the burdens of unpleasant emotions.
Siz masumdan istifade ediyorsunuz. Çünkü hoş olmayan duygularınızın yükünü omuzlamakta isteksizsiniz.
Say what burdens your heart. Go on.
Devam et. Söyle kalbindeki sıkıntıyı.
waiting for a chance to share her burdens.
Onun sadık talipleri, onun yükünü paylaşmak için.
We all our have burdens.
Hepimizin yükü var.
Allah desires that He should make light your burdens, and man is created weak.
ALLAH ise yükünüzü hafifletmek istiyor. Çünkü insan zayıf yaratıldı.
My burdens can't compare to that of Salem itself.
Benim yüklerim Salemınkilerle kıyaslanamaz bile.
There's nothing like a good laugh now and then to lighten the burdens of the day.
Günlük sıkıntıları hafifletmek için ara sıra kahkaha atmak gibisi yoktur.
God wishes to lighten your burdens, for, man has been created weak.
Allah, sizin yükünüzü hafifletmeyi diler ve insan, zaten de zayıf olarak yaratılmıştır.
The burdens are yours. The dragon horse is mine Let's disband.
Sorumluluklar senin ejderha at benim hadi dağılalım.
Allah wants to lighten your burdens, for man was created weak.
Allah, sizin yükünüzü hafifletmeyi diler ve insan, zaten de zayıf olarak yaratılmıştır.
Allah wants to lighten your burdens, for man was created weak.
Allah sizden( yükünüzü) hafifletmek ister; çünkü insan zayıf yaratılmıştır.
Allah wants to lighten your burdens, for man was created weak.
ALLAH ise yükünüzü hafifletmek istiyor. Çünkü insan zayıf yaratıldı.
The burdens and the joys of this world are always better shared.
Bu dünyada sıkıntıları ve mutlulukları paylaşmak en iyi yoldur.
Allah desires that He should make light your burdens, and man is created weak.
Allah sizden( yükünüzü) hafifletmek ister; çünkü insan zayıf yaratılmıştır.
He took away my heavy burdens.
Ağır yüklerimi alıp uzaklaştırdı.
He took away my heavy burdens Lord, He gave me peace within.
Ağır yüklerimi alıp uzaklaştırdı Tanrım, bana iç huzuru verdi.
Your child doesn't need any additional burdens.
Çocuğunuzun ek yüklere ihtiyacı yok.
Results: 169, Time: 0.0599

Top dictionary queries

English - Turkish