DIVERTED in Turkish translation

[dai'v3ːtid]
[dai'v3ːtid]
yönlendirdik
saptırdı
detours
to go
deviation from
yönü değiştirildi
oyalanmada
stall
to distract
hold
of diversion
keep
divert

Examples of using Diverted in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Heraclius added 400 names to the message and diverted the messenger, provoking a rebellion by those on the list.
Herakleios, mesaja 400 isim ekledi ve haberciyi yönlendirdi ve listede olanların isyan çıkarmasını kışkırttı.
At the same time, the diverted Taggart trains… stopped transporting badly needed Minnesota wheat to the East Coast.
Minnesotaya gereken buğdayı Doğu Sahiline götürürken kötü nakliye yüzünden durdu. Aynı zamanda, yönlendirilmiş Taggart trenleri.
At the same time, the diverted Taggart trains.
Aynı zamanda, yönlendirilmiş Taggart trenleri.
Some eddy, deep in the Earth's crust diverted the volcanic energy elsewhere and, an entire microworld was extinguished.
Yerkabuğunun derininde bir anafor volkanik enerjiyi başka yere yönlendirdi ve bir mikro dünya yok oldu.
It's also out here that the Sun's lethal solar wind is intercepted by Earth's magnetic field and diverted towards the poles creating the aurora.
Burası aynı zamanda Güneşin ölümcül ışınlarının dünyanın manyetik alanıyla kesişerek kutuplara doğru yöneldiği ve Aurorayı oluşturdukları yerdir.
had your hands on it until our distress call diverted you to Malick's base.
Ta ki yardım çağrımız sizi Malickin üssüne yönlendirene kadar.
Much of the debris was ejected back out into space, where it orbited the Sun until a gravitational tug from its home planet, Mars, diverted one of the boulders into a collision course with Earth.
Enkazın büyük bir kısmı ise yuva gezegeni Marstan gelen kütleçekim bu parçalardan birini Dünyayla çarpışacağı bir rotaya saptırana dek Güneşin yörüngesinde dönmek üzere uzaya fırlatıldı.
Much of the debris was ejected back out into space, into a collision course with Earth. from its home planet, Mars, diverted one of the boulders where it orbited the Sun until a gravitational tug.
Enkazın büyük bir kısmı ise… yuva gezegeni Marstan gelen kütleçekim bu parçalardan birini… Dünyayla çarpışacağı bir rotaya saptırana dek… Güneşin yörüngesinde dönmek üzere uzaya fırlatıldı.
sent a false confirmation that the wire transfer happened, and diverted the funds somewhere else.
yanlış bir kod gönderdi. aktarmayı tamamladı, ve başka bir yerde paraları aktardı.
on the European market, and increasing reports of the use of opioids diverted from legitimate uses.
dair göstergeler( yukarı bakın) ve yasal kullanımlardan saptırılmış opioid kullanımlarına ilişkin raporlar bulunmaktadır.
And there haven't been too many successful engineering projects about diverting the flow of lava.
Ve lavın yönünü değiştirebilecek kadar başarılı fazla bir mühendislik projesi de yoktur.
And let not Satan divert you. He is an open enemy to you.
Sakın Şeytan sizi yoldan çevirmesin. Çünkü o sizin besbelli düşmanınızdır.
Despite my attempts at diverting you, here you are.
Sizi oyalama çabalarıma rağmen, yine de buradasınız.
The charges were fabricated to get her off Mazar and divert attention from her actual mission.
Suçlamalar gerçek görevinin üzerindeki dikkati dağıtmak ve onu Mazardan atmak için uyduruldu.
Stop distracting yourself with all this diverting bullshit, and pay attention.
Bu oyalayıcı zıkkımların dikkatinizi dağıtmasına izin vermeyin ve dikkatinizi verin.
Once I divert kal-el, you can fetch the young object of your affection.
Ben Kal-Eli oyalarken, sen de gidip o çok sevdiğin şeyi alabilirsin.
Gentlemen, thank you for a diverting evening.
Baylar, eğlenceli gece için teşekkür ederim.
There must be some story you would find more diverting than mine.
Benimkinden daha eğlendirici bulacağın bir hikaye mutlaka vardır.
Abundance diverts you.
Oyaladı mal-mülk çokluğuyla öğünmek sizleri.
Thrilling, diverting… brutal, cold. How was London?
Heyecan verici, eğlendirici, gaddar, soğuk. Londra nasıldı?
Results: 43, Time: 0.0873

Top dictionary queries

English - Turkish