HUMAN NEEDS in Turkish translation

['hjuːmən niːdz]
['hjuːmən niːdz]
insan ihtiyaçlarını
insani ihtiyaçları
insan ihtiyaçları
i̇nsani ihtiyaçlar

Examples of using Human needs in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
TR: So, it's needs we have. I believe there are six human needs.
TR: Yani, bunlar ihtiyaçlarımız. Altı insani ihtiyaç olduğuna inanıyorum.
being interconnected with production, agriculture, transportation, and human needs.
ulaşım ve insan ihtiyaçlarına bağlı olarak belli kararlara ulaşacaklar.
leaves us with many basic human needs that go unmet.
pek çok temel insanlık ihtiyacımız karşılanmamış halde bırakır.
But on the prospect of making a profit. Production today is based… not on satisfying natural human needs.
Kâr elde etme beklentisiyle yapılmaktadır. kâr elde etme… Çağımızda, üretim insanların ihtiyaçlarını giderme amacıyla değil;
seems unwilling to fulfill basic human needs of food, clothing and shelter.
giyinme ve barınma gibi temel insani ihtiyaçları yerine getiremiyor veya yerine getirmek istemiyor olması bana göre mantığa aykırı.
Yes you can talk about human nature but only in the sense of basic human needs that are instinctively evoked or I should say, certain human needs that lead to certain traits if they are met and a different set of traits if they are denied.
Evet insan doğası hakkında konuşabilirsiniz ama yalnızca içgüdüsel olarak uyandırılmış temel insan ihtiyaçları bakımından ya da karşılandığında belli özelliklere karşılanmadığında da farklı bir takım özelliklere sebep olan belirli insan ihtiyaçları demeliyim.
He adds:"the EU needs to make the negotiation process… about human security and the human needs in the region, and it has to stop fuelling unrealistic and irrational aspirations of Balkan politicians.
İlazi şöyle devam etti:'' ABnin müzakere sürecini… bölgedeki insanların güvenliği ve insani ihtiyaçlarıyla ilgili hale getirmesi ve Balkan siyasilerinin gerçek dışı ve mantıksız arzularını durdurması gerekiyor.
So… when we recognize the fact that the human organism which has a great deal of adaptive flexibility allowing us to survive in many different conditions is also rigidly programmed for certain environmental requirements or human needs a social imperative begins to emerge.
Yani çok farklı şartlarda hayatta kalmamızı sağlayan olağanüstü bir adaptasyon esnekliğine sahip insan organizmasının belli çevresel gereksinimler veya insani ihtiyaçlar için sıkı sıkıya programlanmış olduğu gerçeğini fark ettiğimizde toplumsal zorunluluk belirmeye başlar.
Human needs are human needs
İnsani ihtiyaçlar, insani ihtiyaçlardır
In Althusser's view, Marx does not simply argue that human needs are largely created by their social environment and thus vary with time
Althusser açısından, Marks sadece basit bir şekilde insanların ihtiyaçlarının içinde bulundukları toplumsal çevre tarafından oluşturulduğunu tartışmamaktadır
What is needed is a value system that coincides with the nature of human need.
İhtiyacımız olan şey, insan ihtiyaçlarının doğasıyla uyumlu bir değer sistemidir.
Another part of human need is the differences in values.
İnsan ihtiyaçlarının bir başka parçası ise değer farklılıklarıdır.
A human need.
İnsan ihtiyacı.
Snuggling is a basic human need.
Sokulmak insan ihtiyacıdır.
The simple human need to find a kindred.
En basit insan ihtiyacı benzerini bulmaktır.
It's about the power to control a basic human need.
Temel bir insani ihtiyacı kontrol etme gücüyle ilgili.
What is the greatest human need?
En önemli insan ihtiyacı nedir?
It's a basic human need.
Temel bir insan ihtiyacı bu.
But whatever its meaning each kiss reflects a basic human need.
Anlamı her ne olursa olsun her öpücük basit bir insan ihtiyacını yansıtır.
There's an understandable human need to distance ourselves from them.
Onlarla aramıza mesafe koymak gibi anlaşılır bir insani ihtiyaç vardır.
Results: 40, Time: 0.0471

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish