SELVES in Turkish translation

[selvz]
[selvz]
benliğimizi
soul
for me
self
ego
my kind
really my
halimize
state
then
behavior
kişiliklerimizle
personality
people
man
person
character
have
room
identity
one
seater
hallerimizle
so
then
nefislerine
delicious
yummy
soul
great
exquisite
lovely
good
luscious
delectable
yum
benliklerine
soul
for me
self
ego
my kind
really my
benliklerimiz
soul
for me
self
ego
my kind
really my
benliklerini
soul
for me
self
ego
my kind
really my
hallerinizi
state
then
behavior
hallerinizin
state
then
behavior
hâllerimiz
state
then
behavior

Examples of using Selves in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
It's only in the face of horror that you truly find your nobler selves.
Asil kişiliğini gerçek anlamda yalnızca korkunun karşısında bulursun.
Do you think our first-year selves would hate what we have become?
Sence ilk yılımızdaki halimiz dönüştüğümüz halden nefret eder miydi?
You're back to your old selves.- Boom!
Eski halinize geri dönersiniz.- Güm!
Boom. You're back to your old selves.
Eski halinize geri dönersiniz.- Güm!
Those shadow selves were supposed to be whispers.
Gölge kişiliklerin fısıltı gibi olması gerekiyordu.
I think being truly evil is our true selves!
Biz gerçek kötülüğün bizim gerçek kişiliğimiz olduğunu düşünüyoruz!
the noble savage and more our un-innocent post-Freudian selves.
daha çok bizim masum olmayan post-freudyen benliğimiz.
So, this is where Rip plans on keeping our baby selves. Out you go.
Kaybol. Yani Rip bebeklikteki hallerimizi burada saklamayı plânlıyor.
Off you go. So, this is where Rip plans on keeping our baby selves.
Kaybol. Yani Rip bebeklikteki hallerimizi burada saklamayı plânlıyor.
Noble savage and more our un-innocent post-Freudian selves.
Buradaki model çok soylu vahşilerden değil de… daha çok bizim masum olmayan post-freudyen benliğimiz.
Everyone has two, for lack of a better word, selves… Here, so.
İşte. Tabiri caizse herkesin iki benliği.
Her imaginary friends took out So, two of Jane's imaginary selves.
Peki,… hayali arkadaşları Janein… hayali benliklerinden ikisini öldürdü.
Two of Jane's imaginary selves. So, her imaginary friends took out.
Peki,… hayali arkadaşları Janein… hayali benliklerinden ikisini öldürdü.
Shadow selves.
Gölge kişilikler.
Confronted with their true selves most men run away screaming.
Gerçek kimliğiyle yüzleştiğinde çoğu insan koşarak kaçar.
Make y'all selves at home.
Kendinizi evinizde gibi hissedin.
You can serve your selves.
Kendiniz servis yapın.
Now you are an empty heart, open to receive your truest selves.
Şimdi sen, en gerçek özlerini almaya açık boş bir kalpsin.
What we generally mean is intelligent life, something resembling our noble selves.
Aslında söylemek istediğimiz, yaşamın, kendi soylu varlığımıza benzediğidir.
they used to wrong their own selves.
onlara zulmetmiş değildi, lâkin onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.
Results: 103, Time: 0.0767

Top dictionary queries

English - Turkish