SO EVIL in Turkish translation

[səʊ 'iːvl]
[səʊ 'iːvl]
çok kötü
too bad
very bad
really bad
terrible
so bad
is bad
pretty bad
awful
very badly
's awful
kötülük
evil
bad
harm
wrong
malice
wickedness
badness
ill
mischief
disservice
yani büyük bir kötülük

Examples of using So evil in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Never thought i would be so happy to see a place so evil.
Bu kadar şeytani bir yeri gördüğüm için mutlu olacağımı sanmazdım.
He thinks outside the box, is that so evil?
Bu o kadar kötü mü?
So evil, his ghost has come back to terrorize the whole town.
O kadar kötü ki, hayaleti geri dönüp tüm kasabaya korku salıyor.
How could anyone think something so evil?
Bir insan nasıl bu kadar kötü bir şey düşünebilir?
I'm sorry, Marni, for being so evil.
Bu kadar kötü olduğum için üzgünüm.
So evil things that people lose their minds.
İnsanlara akıllarını kaybettirecek kadar kötü şeyler.
Uh, I said, you're so evil Boo Boo Squeal.
Uh, dedim ki, sen… yani şeytani Boo boo squeal.
Countries so small, and yet so evil!
Ülkeler çok küçük, ve kötülük çok!
And because I'm so evil, you will all die the slow way-- under the drill.
Çok kötü olduğum için hepiniz yavaş yavaş öleceksiniz:- Matkapla.
So, they returned with the Favor and Bounty of Allah so evil did not touch them.
Bundan dolayı, kendilerine hiçbir kötülük dokunmadan bir bolluk( fazl) ve Allahtan bir nimetle geri döndüler.
What's out here is an enemy so advanced, so evil, it's a miracle we haven't been wiped out or enslaved yet.
Burada olan şey bir düşman, çok ileri, çok kötü, henüz yokedilmememiz ya da köleleştirilmememiz bir mucize.
So, they returned with the Favor and Bounty of Allah so evil did not touch them.
Böylece, kendilerine hiçbir kötülük dokunmadan, ALLAHtan bir nimet ve lütufla geri döndüler.
What's"out here" is a enemy so advanced, so evil… it's a miracle we haven't been wiped out or enslaved yet.
Burada olan şey bir düşman, çok ileri, çok kötü,… henüz yokedilmememiz ya da köleleştirilmememiz bir mucize.
And in that darkness, to power so evil and perverse… that, as he emerged,
Kendini çok kötü bir güce tamamen,
My debtors are so evil that perhaps only you can collect it by hook or by crook.
Borçlularım öyle kötüler ki, belki de sadece sen toplayabilirsin öyle ya da böyle.
So, they returned with the Favor and Bounty of Allah so evil did not touch them.
Bu yüzden kendilerine bir fenalık dokunmadan, Allahtan nimet
So, they returned with the Favor and Bounty of Allah so evil did not touch them.
Bunun üzerine, kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan, Allahın nimet ve keremiyle geri geldiler.
So, they returned with the Favor and Bounty of Allah so evil did not touch them.
Bunun üzerine kendilerine hiç bir kötülük dokunmadan Allahın nimeti
They shall say: Nay! you-- no welcome to you: you did proffer it to us, so evil is the resting-place.
Onlara uyanlar;'' Hayır, asıl siz rahat yüzü görmeyin; bunu başımıza getiren sizsiniz; ne kötü bir duraktır!'' derler.
But having a dark side and doing something so evil, that's a different thing.
Ama karanlık bir tarafının olmasıyla, böylesine kötü şeyi yapması tamamen farklı şeylerdir.
Results: 61, Time: 0.067

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish