ACCOMPANIED in Turkish translation

[ə'kʌmpənid]
[ə'kʌmpənid]
eşliğinde
wife
husband
partners
mate
matching
conjugal
spouse
spousal
congruent
consort
yanında
next
with you
beside
around
here
side
have
stand
is
there's
birlikte
together
along with
however
be with
refakatinde
escort
company
chaperone
companion
to accompany
eşlik
wife
husband
partners
mate
matching
conjugal
spouse
spousal
congruent
consort
eden
so
well
to
E.
ε

Examples of using Accompanied in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Because she has was accompanied by a police officer.
NSAden olduğunu zannediyorum… Booz Allendan değildir, çünkü yanında bir polis memuru varmış.
Accompanied him everywhere. And his personal SS guard, cooks and doctor.
Ona her yerde eşlik ediyor. Kişisel SS koruması, aşçıları ve doktor.
You have to be accompanied by a parent or guardian.
Yanınızda olmalı. Ebeveyniniz veya bir bakıcı.
Your request was accompanied by a lie.
Bir yalanın eşlik ettiği isteğinizle… nedeniniz ne olursa olsun.
Particularly if accompanied by a tactical officer.
Taktik Subayda yanınızda olacak olursa.
Four voices, orquestrally accompanied.
Beş dansçı/vokal eşlik etmiştir.
He was taken to San Vittore today, accompanied by Colonel Müller.
Bugün San Vittoreye götürülmüş. Albay Muller refakat etmiş.
And now Lady Mary is going to sing for us, accompanied by Lady Edith.
Şimdi de Leydi Mary bizim için Leydi Edith ile beraber şarkı söyleyecek.
Particularly if he's accompanied by an experienced Tactical Officer.
Buna ek olarak, tecrübeli bir Taktik Subayda yanınızda olacak olursa.
No one else accompanied him on his trip.
Başka kimse, ona yolculuğunda eşlik etmedi.
Vito accompanied her on the piano?
Vitoda ona piyano ile eşlik etmişti?
A single plainclothes fur trader accompanied by one of our more trusted native scouts.
Sivil giyimli bir kürk tüccarına güvenilir yerlilerden oluşan keşif birliklerimizden biri eşlik edecek.
Often accompanied with diminished Mental capacity.
Genellikle azalmış zihinsel kapasite eşlik eder.
It wasn't until the American Civil War that canines actually accompanied soldiers into battle.
Amerikan sivil savaşına kadar köpekler gerçek anlamda askerlere eşlik etmedi savaşlarda.
We begin the procession with Valerie fell, accompanied by Dylan Clark.
Geçit törenine Valerie Fell ile başlıyoruz. Ona Dylan Clark eşlik ediyor.
he's always accompanied me.
hep benim yanımda oldu o.
There was someone who willingly accompanied me on a quest.
Bir macerada bana seve seve eşlik edecek birisiyleydim.
A myth of devilish riders in the sky"accompanied by black dogs.
Gökyüzündeki şeytani süvarilere kara köpekler eşlik eder.
This combination is the result of a cool red supergiant accompanied by a smaller, hotter companion.
Kombinasyonun sonucu olarak soğuk kırmızı devasaya sıcak küçük yoldaşı eşlik eder.
He arrives every day in a fancy car, accompanied by a beautiful woman.
Her gün süslü bir arabayla gelir. Ona güzel bir kadın eşlik eder.
Results: 350, Time: 0.1073

Top dictionary queries

English - Turkish