DENOUNCING in Turkish translation

[di'naʊnsiŋ]
[di'naʊnsiŋ]
kınayan
condos
to condemn
reproach
blame
suçlamadan
to blame
to accuse
to charge
to frame
to implicate
to indict
accusations
impeach
to condemn
lmpeach
kınadı
condos
to condemn
reproach
blame

Examples of using Denouncing in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
That is our ambassador to South Korea denouncing North Korea's decision to test fire their new long-range missile system.
Güney Kore büyükelçimiz de Kuzey Korenin yeni uzun menzilli füze sistemini deneme kararını kınıyor.
Denouncing the Treaty of Versailles, Eudora Fletcher is stunned by what she sees.
Versay Antlaşmasını kınayan Naziler… Eudora Fletcher gördükleri karşısında afallar.
A young man holds a hand-drawn poster denouncing Romanian dictator Nicolae Ceausescu in December 1989. Tom Stoddart/Getty Images.
Aralık 1989da, elinde Romen diktatör Nikolay Çavuşeskuyu yeren el çizimi bir poster tutan bir genç görülüyor. Tom Stoddart/Getty Images.
Some actions which are taken by EULEX are done just for propaganda," he said, denouncing what he termed a"continued war against those who fought for the liberation of Kosovo.
Kosovanın kurtuluşu için savaşanlara karşı sürekli bir savaş güdüldüğünü'' söyleyen İsufi,'' EULEXin bazı hamleleri tamamen propaganda amaçlı.'' diyor.
Even without him denouncing the King, and with his brother's head on the chop, he won't stay.
O kralı kötülemese bile kardeşinin kafası uçtuğunda burada kalmayacaktır.
Lyrically, she rejects tabloid culture's"social disease", denouncing both TV and magazines.
Sözlerde Madonna, televizyon ve dergileri kınayarak magazin kültürünün'' toplumsal hastalığını'' reddeder.
You know how many letters denouncing Jews are mailed every day to the police?
Yahudileri ihbar… etmek için polise günde kaç tane mektup geldiğini biliyor musun?
Or you can make a videotaped confession denouncing the United States of America, admitting you work for the CIA, and that you were caught while on a mission to bring down the government of Pakistan.
Ya da Amerikayı ihbar edersin ve Pakistan hükümetini devirmek için CIA için çalışırken suç üstü yakalandığını bir videoda itiraf edersin..
University students have reportedly joined the movement, denouncing the planned increase of tuition fees for foreign students from non-EU countries.
Üniversite öğrencilerinin, AB üyesi olmayan ülkelerden gelen yabancı öğrenciler için planlanan ücret artışlarını kınayarak harekete katıldıkları bildirildi.
Following the first day's vote, one liberal lawmaker announced his resignation from the party ranks, denouncing what he called Antonescu's attempts to set up an"enlightened absolutism.
İlk günkü oylama sonunda, bir liberal milletvekili kendi deyimiyle Antonescunun'' aydınlatılmış bir mutlakiyetçilik'' kurma girişimlerini kınayarak parti saflarından istifasını duyurdu.
Somebody who thinks that Harek betrayed your organisation by denouncing your husband to the Foreign Office in an anonymous letter.
Harekin, imzasız bir mektupla kocanızı Dışişlerine ihbar ederek… organizasyonunuza ihanet ettiğini düşünen biri tarafından.
Despite the conciliatory gestures, Khomeini refused to collaborate with Bakhtiar, denouncing the premier as a traitor for siding with the Shah, labeling his government"illegitimate" and"illegal" and calling for the overthrow of the monarchy.
Uzlaşılan jestlere rağmen Humeyni, Bakhtiar ile işbirliği yapmayı reddetti ve başkanı Şahın yanında tutmak için hain olarak kınadı; hükümetini'' gayrimeşru'' ve'' yasadışı'' olarak etiketledi ve monarşinin devrilmesi çağrısında bulundu.
Denouncing the allegations of child molestation. Last night, this girl, who says she and her brother talked to station KNBC in Los Angeles, have spent lots of time with Jackson.
Dün gece, Jacksonla bolca vakit geçirdiğini… söyleyen bu kız ve kardeşi… Los Angeletaki KNBC radyosuna konuştu… ve çocuk istismarı suçlamalarını kınadı.
KNBC in Los Angeles, have spent lots of time with Jackson, denouncing the allegations of child molestation. Last night, this girl, who says she and her brother.
söyleyen bu kız ve kardeşi… Los Angeletaki KNBC radyosuna konuştu… ve çocuk istismarı suçlamalarını kınadı.
A caption reading"Hacked by Karan" appeared instead of the internet page of the institution, along with messages to Prime Minister Recep Tayyip Erdogan denouncing appointment of thousands of religious school graduates.
Kurumun İnternet sayfası yerine'' Hacked by Karan'' şeklinde bir başlık ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğana yönelik binlerce İmam Hatip mezununu atamasından ötürü kınama mesajları görüldü.
Serbia submitted a draft resolution to the UN General Assembly on Wednesday(July 28th), denouncing Kosovo's independence and calling for the launch of new talks on the former Serbian province.
Sırbistan, Kosovanın bağmsızlığını kınayan ve eski Sırp eyaleti hakkında yeni müzakereler başlatılması yönünde çağrıda bulunan bir karar taslağını 28 Temmuz Çarşamba günü BM Genel Meclisine sundu.
Denouncing those comments, parliament called on Nebojsa Radmanovic, the Bosnian Serb presidency member, to make sure Silajdzic cannot speak on behalf of BiH again without the prior consent of the other two presidency members.
Bu yorumları kınayan parlamento, Bosnalı Sırp cumhurbaşkanlığı üyesi Nebojsa Radmanoviçi Silayciçin diğer iki cumhurbaşkanlığı üyesinin rızasını almadan bir daha BH adına konuşmamasını sağlamaya çağırdı.
Denouncing"in the strongest terms" the terrorist attacks in Istanbul and in other parts of the world, the UN Security Council
İstanbul ve dünyanın diğer bölgelerindeki terör saldırılarını'' en şiddetli şekilde'' lanetleyen BM Güvenlik Konseyi,
Denouncing the United States arms quarantine against Cuba as a step towards world thermonuclear war, the Soviet Union today ordered its armed forces into a state of combat readiness, and forces of the Warsaw Pact, the communist counterpart of the North Atlantic Treaty Organization.
Birleşik Devletlerin Kübaya uyguladığı silah karantinasını dünya çapında bir termo nükleer savaşa doğru atılmış bir adım olarak duyurdular.'' Sovyetler Birliği bugün silahlı kuvvetlerine savaşa hazır ol emri verdi… ve NATOnun Komünist karşılığı, Varşova Paktındaki birlikler.
Denouncing Wednesday's attack, President Ahmet Necdet Sezer, a staunch secularist who has often clashed with Prime Minister Recep Tayyip Erdogan's ruling Justice and Development Party(AKP), described the incident as"a black stain" on Turkish history.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi( AKP) ile sıklıkla karşı karşıya gelen sağlam bir laik olan Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Çarşamba günkü saldırıyı kınayarak, olayı Türk tarihine çalınmış'' kara bir leke'' olarak nitelendirdi.
Results: 54, Time: 0.0529

Top dictionary queries

English - Turkish