DIGNIFIED in Turkish translation

['dignifaid]
['dignifaid]
onurlu
honor
honour
honorary
dignity
pride
honorable
proud
asil
noble
royal
nobleman
sublime
highborn
dignified
nobility
ağırbaşlı
demure
serious
earnest
sober
dignified
solemn
dignity
with gravitas
austere
saygın
respect
respectable
decent
prestigious
reputable
honorable
well-respected
eminent
esteemed
dignified
oturaklı
seat
potty
pew
vakur
solemn
dignified
grave
şerefli
honor
honour
glory
pleasure
dignity
toast
cheers
privilege

Examples of using Dignified in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
It's a very dignified place.
Çok saygın bir yerdir.
Lively like Meg Ryan dignified like Annette Benning and unpredictable like Nicole Kidman.
Meg Ryan gibi kıpır kıpır, Annette Bening gibi oturaklı… Nicole Kidman gibi kararsız.
it's official, dignified.
Resmi. Asil.
Hey, lady. Have to be dignified.
Çok ağırbaşlı. Hey, bayan.
So seeing this in a very simple, dignified way was a very powerful experience.
Bu yüzden bunu çok basit, şerefli bir şekilde anlamak güçlü bir tecrübedir.
I'm sorry I couldn't think up a more dignified alibi.
Asıl ben onları daha saygın bir yere götüremediğim için özür dilerim.
Cause they told me I have got to be very dignified.
Çünkü bana çok oturaklı olmamı söylediler.
To me, she looks dignified.
Sana dertli görünüyor, bana göreyse vakur.
I will confuse her with a silent but dignified retreat.
Onu sessiz ama ağırbaşlı bir geri çekilme ile karıştıracağım.
Because of your record… we offer you a more dignified exit.
Sicilin hatırına daha şerefli bir çıkış yolu sunuyoruz sana.
But Jesus, Marshy, you could have picked a more dignified way to go out.
Ancak tanrım, Marshy gitmek için daha saygın bir yol seçebilirdin.
He was intelligent, polite, dignified.
Akıllı, kibar ve ağırbaşlı, 15 yaşında biri gibi değil.
A dignified and potent officer.
Şerefli ve kuvvetli bir subay.
So, considering what my options are, I think I look quite dignified.
Bu şartlar altında bence oldukça saygın görünüyorum.
Tom says I look dignified.
Tom ağırbaşlı göründüğümü söylüyor.
You aren't[dignified] in front of anyone.
Kimsenin önünde şerefli davranamazsın.
it's very dignified.
Kaptan Gevrek gibi. Çok asil.
Atlantis reserves this bridge suite for our more dignified guests.
Atlantis bu köprü suitini daha saygın konuklarımız için saklı tutar.
That's why I'm such a self-controlled and dignified young fellow.
Bu yüzden bu kadar kontrollü ve ağırbaşlı bir gencim.
It's beneath you, Michael. It's not dignified.
Sana yakışmıyor, Michael. Şerefli değildir.
Results: 226, Time: 0.0912

Top dictionary queries

English - Turkish