HAVE SEPARATED in Turkish translation

[hæv 'sepəreitid]
[hæv 'sepəreitid]
ayrıldık
to leave
to break up
to quit
split up
to separate
separation
parting
depart
apart
ayırdılar
separate
apart
part
to break up
take
to distinguish
to shred
split
to devote
to divide
ayrıldı
to leave
to break up
to quit
split up
to separate
separation
parting
depart
apart
ayrılmış
to leave
to break up
to quit
split up
to separate
separation
parting
depart
apart

Examples of using Have separated in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I have separated the linen sheets for you.
Senin için keten çarşafları ayırdım.
Sami and Layla have separated.
Sami ve Leyla ayrıldılar.
We have separated long ago.
Uzun zaman önce ayrılmıştık biz.
My parents have separated when I was 3.
Annem ve babam ben üç yaşındayken ayrılmışlar.
And you will now see the yolk and the white have separated.
Şimdi yumurtanın sarısı ile beyazının ayrıldığını görüyorsunuz.
Forgive me. We should never… have separated.
Beni bağışla. ayrılmamalıydık. Hiç.
This will be the second Thanksgiving since I have separated from my wife.
Karımla ayrıldığımızdan beri bu benim ikinci şükran günüm olacak.
I must have separated lovers in my previous birth.
Öceki hayatımda ayrık aşıklar gördüm.
Their brain waves have separated.
Beyin dalgaları birbirinden ayrıldı.
In fact, we have separated.
Aslında biz boşandık.
Jeanne and I have separated.
Jeanne Ve ben ayrıIdık.
So you and your wife have separated?
Yani sen ve karınız ayrıldınız mı?
I know plenty of grownups whose parents have separated 20, 30 years, who have even died.
Ailesi 20-30 yıl önce ayrılmış hatta ölmüş bir sürü yetişkin tanıyorum.
But your iniquities have separated between you and your God, and your sins have hid his face from you, that he will not hear.
Ama suçlarınız sizi Tanrınızdan ayırdı. Günahlarınızdan ötürü Onun yüzünü göremez, Sesinizi işittiremez oldunuz.
But your iniquities have separated between you and your God, and your sins have hidden his face from you, so that he will not hear.
Ama suçlarınız sizi Tanrınızdan ayırdı. Günahlarınızdan ötürü Onun yüzünü göremez, Sesinizi işittiremez oldunuz.
And[it is] a Qur'an which We have separated[by intervals] that you might recite it to the people over a prolonged period. And We have sent it down progressively.
Bir Kurandır ki onu insanlara duradura, yavaşyavaş okuman için ayetayet, suresure ayırdık ve onu azarazar indirdik.
You don't really wanna know that because we have separated those two things, but the entire reason sex exists is to have babies.
Bunu bilmek istemezsiniz çünkü biz bu ikisini birbirinden ayırdık fakat seks denen şeyin var olmasının tek nedeni, bebek yapmaktır.
new wave arrangements from the 1980s, and its lyrics chronicle a relationship in which two lovers have separated, but remain"cool" with each other as good friends.
ve sözleri kronik bir ilişkiden dolayı iki seven ayrılır, fakat kalırsa iyi arkadaşları onu sakinleştirir temasını yansıtmaktadır.
Such evaluations are being made because some elements in TAK have separated from us. There is no relation between us. As far as I understand,
TAK içindeki bazı unsurların bizden kopmuş olmaları nedeniyle bu tür değerlendirmeler yapılıyor.
But Henry has separated from her and banished her from court.
Ama Henry ondan ayrıldı ve onu saraydan uzaklaştırdı.
Results: 49, Time: 0.0407

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish