JUSTIFYING in Turkish translation

['dʒʌstifaiiŋ]
['dʒʌstifaiiŋ]
haklı çıkarmakla
meşrulaştırmasını
legitimate
rightful
legit
lawful
legal
justifiable
justify
legitimized
legitimacy
haklı göstermek için
aklayan
launders
washes
justifying
exonerates
clearing
was laundering
haklı çıkarmak
meşrulaştırarak
legitimate
rightful
legit
lawful
legal
justifiable
justify
legitimized
legitimacy

Examples of using Justifying in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
A bunch of old, white men and reaching out on behalf of their position to assist other people in the country. justifying themselves in the name of religion.
Ve mevkileri adına- Yani?- Bir sürü yaşlı beyaz adam din namına kendilerini savunuyor ülkedeki diğer insanlara yardım etmek için ulaşıyorlar.
not waste our energy justifying[the current] impasse," Gjipali said.
sürecini hızlandırıp enerjimizi[ mevcut] çıkmazı haklı çıkarmaya harcamamalıyız.'' dedi.
an explanation common to Nazi Germany when'justifying' the Holocaust," read a letter sent by the organisations.
hem de Nazi Almanyasının Yahudi Soykırımını haklı gösterirken sıkça kullandığı bir açıklama.
I pray, too, that I can justify the faith you once had in me.
Bana olan inancını da haklı çıkarabileyim diye dua ediyorum.
And that justifies beating them up, right?
Bu, onları dövmeyi haklı çıkarıyor, öyle mi?
So what justifies this?
Bunu haklı kılan nedir?
But now that I'm at the end, I can't justify anything.
Fakat şimdi ben sona geldiğim hâlde hiçbir şeyde haklı olduğumu çıkaramıyorum.
What's in there, what could justify all this?- Doctor,?
Ne var bunun içinde, ne bütün bunları haklı çıkarabilir?
Like I said, the end justifies the means.
Dediğim gibi'' Araçlar sonucu haklı çıkarır.
You forget, don álvarez, the queen needs justify nothing!
Unutma, Don Alvarez, Kraliçe haklı hiçbir şey ihtiyacı var!
Justify. I think the better liar you are, the worse things you can.
Daha iyi yalancı olduğunuzu düşünüyorum, yapabileceğiniz kötü şeyler haklı.
I suppose that justifies bombing factories or bringing down civilian aircraft.
Sanırım bu bombardıman bombalarını haklı çıkarıyor.
Or bringing down civilian aircraft. Oh, and I suppose that justifies bombing factories.
Sanırım bu, fabrikaları bombalamayıp sivil uçakları düşürmeyi haklı çıkarıyor.
And I suppose that justifies bombing factories or bringing down civilian aircraft.
Sanırım bu, fabrikaları bombalamayıp sivil uçakları düşürmeyi haklı çıkarıyor.
But what's in there, what could justify all this?
Ne var bunun içinde, ne bütün bunları haklı çıkarabilir?
He can't justify his aggressiveness, his vulgarity, his arrogance towards women.
Saldırganlığını, aptallığını, kabalığını kadınların gözünde… nasıl haklı çıkaracağını bilmiyorsun.
I don't have to justify my life to you.
Sana hayatımı kanıtlamak zorunda değilim.
He feels justified in pulling the trigger.
Tetiği çekmenin adil olduğunu düşünüyor.
Stop justifying this.
Kendini haklı çıkarmaya çalışıp durmasana.
Always justifying yourself.
Her zaman kendini haklı çıkarıyorsun.
Results: 3839, Time: 0.0691

Top dictionary queries

English - Turkish