REALISING in Turkish translation

fark
difference
notice
realize
matter
different
know
spot
recognize
realise
distinction
anlamıştım
to understand
to know
to see
to figure out
to tell
to realize
to get
to comprehend
to grasp
to fathom
anlayarak
understanding
realising
he recognized
realizing
anlayınca
when
realized
realised
once
to find out
figured out
knew
farketmemesi için

Examples of using Realising in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
bent at the water's edge, realising those lines in the pond aren't ripples.
Ama su üstündeki çizgilerin dalga değil, yüzündeki kırışıklıklar olduğunu fark edersin.
we're just a few days away from realising that dream.
yani onun sayesinde bu hayalin gerçekleşmesine birkaç gün kaldı.
maybe this is solving all problems but without realising the limitations that are there, and which are part of his own… his own theories.
sanıyorsunuz fakat bir parçası kendi teorileri olan sınırlılıkları fark etmeksizin.
How? He cut up a horse before returning to his cell without anyone realising?
Nasıl? Hücresine geri dönmeden önce kimseye fark ettirmeden bir atı mı doğramış?
The police arrive and Sherlock starts deducing facts about the shooter's identity, before realising it must be John and telling Lestrade to ignore everything he said.
Polis, olay yerine varır ve Sherlock, taksiciyi vuranı Lestradee söyleyip açığa çıkarmak üzereyken onun John olduğunu fark eder ve söylemeyi bırakıp Lestradei geçiştirir.
Now we are just 10 minutes away from realising the greatest security advance in my lifetime.
Şu an da bizler hayatımda gördüğüm en gelişmiş güvenlik ilerlemesinin gerçekleşmesinin sadece on dakika uzağındayız.
Even if there was willingness to keep[Serbia's] Kosovo and EU policies together, realising it has proved impossible.
Sırbistanın Kosova ve AB politikalarını bir arada tutma yönünde bir isteklilik olsa bile, bunun gerçekleşmesinin olanaksız olduğu ortaya çıkmıştır.
all other people realising won't get a second chance.
büyük bir şaka oldu. Ve insanları gerçekleştireceği ikinci bir şansları olmayacak.
Both of them have studied Economics, and it was only once they started doing their own research projects on local issues that they started realising how unhelpful what they would actually studied was.
İkisi de İktisat eğitimi ve yalnızca yerel konularda kendi araştırma projeleri yapmaya başladılar sonra yapıldı. Onlar nasıl yararsızdır ne onlar aslında okudu fark başladı.
struck her, then, realising she was dead, fled without taking anything?
sonra onun öldüğünü anlayarak bir şey almadan kaçmış olması da mümkün, değil mi?
Then, realising she was dead, fled without taking anything? Can't we surmise
Bu durumda hırsızın boş bir eve girdiğini sanırken… aniden Bayan Frenchle karşılaşmış olması, ona vurmuş… ve sonra onun öldüğünü anlayarak bir şey almadan kaçmış olması
sir. then, realising she was dead, fled without taking anything?
sonra onun öldüğünü anlayarak bir şey almadan kaçmış olması
presumably an empty house, then, realising she was dead, panicked and fled fled without taking anything?
sonra onun öldüğünü anlayarak bir şey almadan kaçmış olması da mümkün, değil mi?
a presumably empty house, then, realising she was dead, fled without taking anything?
sonra onun öldüğünü anlayarak bir şey almadan kaçmış olması
Then, realising she was dead, fled without taking anything?- No, sir. suddenly encountered Mrs French
Bu durumda hırsızın boş bir eve girdiğini sanırken… aniden Bayan Frenchle karşılaşmış olması, ona vurmuş… ve sonra onun öldüğünü anlayarak bir şey almadan kaçmış olması da mümkün,
as that of a society or nation realising freedom.
toplumun özgürlüğü fark etmesi olarak okunabilir.
Zecevic said that the increase was a reflection of this year's record return figures and of the authorities realising that they had to evict illegal occupants during the summer reconstruction season.
Söz konusu artış, bu yıl dönenlerin sayısındaki rekor artışı ve yetkililerin yasadışı olarak sahip olmadıkları mülklerde barınanları yaniden inşa sezonu olan yaz mevsimi boyunca tahliye etmeleri gerektiğini fark etmeleri oldu.
While stressing that Nicosia was not planning to veto the talks, Greek Cypriot government spokesman Kypros Chrysostomides said there was now"a framework and a procedure in which our side can act, so as to make use of the possibilities towards realising our targets on the Cyprus issue.
Lefkoşanın müzakereleri veto etmeyi planlamadığını vurgulayan Kıbrıs Rum hükümeti sözcüsü Kipros Krisostomides,'' tarafımızın Kıbrıs sorununa ilişkin hedeflerini gerçekleştirme imkanlarından yararlanmak üzere harekete geçebileceği bir çerçeve ve prosedürün'' artık mevcut olduğunu söyledi.
Without realising it.
Bunu anlamadan.
You raised him for this without even realising it.
Onu farkında olmadan burası için yetiştirdin.
Results: 8862, Time: 0.0807

Top dictionary queries

English - Turkish