WHEN WE LEFT in Turkish translation

[wen wiː left]
[wen wiː left]
ayrıldığımızda
to leave
to break up
to quit
split up
to separate
separation
parting
depart
apart
biz giderken
we go
çıktığımızda
to get out
to go out
to date
to leave
come
up
out of
to embark
outta
to exit
gideceğimiz zaman
when we go
when we left

Examples of using When we left in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
He wasn't even ill when we left Washington.
Washingtondan ayrıldığında hasta bile değildi.
It must have been about 3:15 when we left the camp.- Yes.
Evet. Kamptan 3: 15 gibi ayrılmış olmalıyız.
Yes. It must have been about 3:15 when we left the camp.
Evet. Kamptan 3: 15 gibi ayrılmış olmalıyız.
It wasn't cold when we left the house.
Evden çıktığımızda bu kadar soğuk değildi.
I think Grandma was mad when we left.
Büyükannem biz çıkınca çok kızmıştır.
When we left the club, she got into her car.
Kulüpten ayrıldığımız zaman Charlotte arabasına bindi.
When we left Amritsar, we were just as desperate.
Amritsarı terk ettiğimiz zaman çaresizdik.
It's the same as when we left.
Aynı bıraktığımız zamanki gibi.
Mance's army was closing in on Craster's Keep when we left.
Ayrıldığımız sırada Mancein ordusu Crasterın Kalesine yaklaşıyordu.
I just called because you looked pretty upset when we left.
Arayayım dedim, çünkü biz giderken çok üzgün görünüyordun.
Do you remember when we left you alone?
Seni en son yalnız bıraktığımız zamanı hatırlıyor musun?
Must have happened when we left the bags outside.
Çantaları dışarıda bıraktığımız zaman almış olmalılar.
There were no trees when we left.
Biz ayrıldığımızda burada ağaçlar yoktu.
I still remember when we left Calabria, left Platì.
Calabriadan, Platìden ayrıldığımız zamanı hâlâ hatırlıyorum.
Come on, Ghost. Mance's army was closing in on Craster's Keep when we left.
Ayrıldığımız sırada Mancein ordusu Crasterın Kalesine yaklaşıyordu. Gel Hayalet.
It was raining when we left, but by the time we arrived, it was sunny.
Biz ayrıldığımızda yağmur yağıyordu, fakat vardığımızda hava güneşliydi.
The guy was alive when we left.
Biz ayrıldığımızda adam yaşıyordu.
I know where we went when we left the bar last night.
Dün gece bardan ayrıldıktan sonra nereye gittiğimizi biliyorum.
When we left, she was still with you.
Biz ayrildigimizda, kiz hala seninleydi.
They were alive when we left them, if that's what you're hinting at.
Eğer bir şey îma etmeye çalışıyorsanız, bıraktığımızda yaşadıklarını söyleyeyim.
Results: 74, Time: 0.0545

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish