WILL DARE in Turkish translation

[wil deər]
[wil deər]
cesaret edemez
wouldn't dare
he won't dare
doesn't dare
can dare
doesn't have the guts
cüret
dare
nerve
audacity
venture
the gall
presumption
liberty
cürret
dare
nerve

Examples of using Will dare in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
And I promise you no one will dare cause you any trouble. It will be both a pleasure and an honour to escort you away from here.
Buradan uzaklaşırken size eşlik etmek hem zevk hem şereftir… ve size söz veriyorum kimse sizi rahatsız etmeye cüret edemeyecek.
Then who else will dare stand against me? If I can order the death of my own brother?
Öz kardeşimin ölüm emrini verirsem eğer… başka kim bana karşı gelmeye cürret edebilir?
which no studio anywhere will dare make. I didn't realize.
hiçbir stüdyo çekmeye cüret edemedi. Hiç bilmiyordum.
I didn't realize. He wrote a picture about the Nazis which no studio anywhere will dare make.
Naziler hakkında bir film yazdı lakin hiçbir stüdyo çekmeye cüret edemedi. Hiç bilmiyordum.
away from here and I promise you, no-one will dare cause you any trouble.
size söz veriyorum kimse sizi rahatsız etmeye cüret edemeyecek.
Strange fits of passion have I known and I will dare to tell but in the lover's ear alone.
İtiraf edecek cesaretim var… Ama yalnızca beni kendisine… esir eden sevgilinin kulağına. İçimi saran bu tuhaf tutkuyu tanıyordum.
executive, will dare stand against you. director, or politician involved.
karşında durmaya cüret edemez. Bu bilgiye sahip olduğunu öğrendiklerinde, müdür veya politikacı.
build a wall so high that no one will dare to climb over.
o kadar yüksek bir duvar inşa edeceğim ki… insanlar onu ölçmeye bile cesaret edemeyecekler.
no bully in the entire United Kingdom will dare mess with you.
Birleşik Krallık Seninle uğraşmaya cesaret eder.
You fools, you will dared to trouble his wife?
Şapşallar! Siz ne cüretle onun karısına sataşırsınız?
Nobody will dare say to me.
Deme… cüretini gösteremeyecek.
No man will dare mistreat you.
Hiçbir adam sana zarar vermeye cüret edemeyecek.
Who will dare touch me?
Bana dokunmaya kim cesaret edebilir ki?
No one will dare defend me.
Kimse beni savunmaya cesaret edemeyecek.
No one will dare harm you again.
Bir daha kimse seni incitemeyecek.
Then no one will dare challenge me.
Sonra hiç kimse beni durdurmaya cesaret edemez.
No one will dare harm you again.
Bir daha kimse sana zarar veremeyecek.
No one will dare touch me now.
Bana kimse kafa tutamaz artık.
Who will dare raise a hand to me?
Bana el kaldırmaya kim cesaret edebilir?
No one will dare touch me now.
Şimdi kimse önümden geçemiyor.
Results: 1060, Time: 0.0421

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish