CULPABILITY in Turkish translation

[ˌkʌlpə'biliti]
[ˌkʌlpə'biliti]
suçunu
crime
criminal
felony
fault
offense
guilt
blame
offence
charge
suçluluğunu
guilty
criminal
to blame
culprit
felon
offender
delinquent
perp
perpetrator
convicted
kabahatin
fault
to blame
misdemeanor
's
suçu
crime
criminal
felony
fault
offense
guilt
blame
offence
charge
suçlu
guilty
criminal
to blame
culprit
felon
offender
delinquent
perp
perpetrator
convicted
başkasını suçlamaz kendi suçunu

Examples of using Culpability in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Is it standard procedure for… For a company to determine its own culpability in a fatal plane crash?
Bu ölümcül bir uçak kazasında şirketin kendi kabahatini belirleyen standart bir prosedür mü?
guilt, culpability, in other words, the complex oedipal universe.
suçluluk, kabahat,… başka bir deyişle, karmaşık bir evrendir.
And culpability, then, gets more
Kusurluluk da aynı şekilde.
Lieutenant LaGuerta, neither confirming nor denying Miami Metro's culpability in the recent Club Mayan shootout.
Komiser Laguerta, Mayan Kulüpte yaşanan silahlı çatışmada Miami Metronun suçluluğunu kabul etmediği gibi, inkâr da etmiyor..
who refuses to own up to his shortcomings and culpability?
kendi hata… ve kusurlarının sorumluluğunu almayan birini idolleştirebilir ki?
No uncertainties about culpability.
Suçlulugu hak etmeyle ilgili belirsizlikler olmayacak.
Are you seriously assessing our culpability?
Bu ciddi bir değerlendirme mi yoksa suçlama mı?
Wealth, not culpability, shapes outcomes.
Sonucu belirleyen masumiyet değil, zenginlik oluyor.
We don't know our culpability yet.
Kabahatli olup olmadığımızı henüz bilmiyoruz.
Standing aside and washing your hands does not remove culpability.
Sorumlusu ben değilim deyip kenara çekilmek suçu yok etmez.
which implies culpability.
baskı da suçluluğu gösterir.
So it's the subtle fractions of culpability what?
Yani bu adamın kaderini belirleyecek olan… kabahatin ince kesirleri mi? -Ne?
Resolving conflict means, uh, accepting culpability on both sides.
Iki tarafın da suçluluğunu kabul etmesi demektir. Anlaşmazlığı çözmek demek.
Accepting culpability on both sides. Me, screwed. Resolving conflict means.
Anlaşmazlığı çözmek demek iki tarafın da suçluluğunu kabul etmesi demektir.
It's about the mind of a serial killer and culpability.
Bir seri katilin zekası ve yapabilecekleriyle ilgili.
If you had any doubts about his culpability, this should allay them.
Suçluluğu hakkında bir şüphen varsa bu olanlar giderir herhalde.
To say that the victims were asking to be killed Denies all culpability.
Kurbanlarının öldürülmeyi istediğini söylerek suçluluktan kurtuluyor.
The prosecution has thus failed to prove culpability for any of the crimes.
Savcılık, sanığın bu suçlardan yükümlü olduğunu kanıtlayamamıştır.
I was the senior officer, and the culpability is mine.
kıdemli subay olarak, suçlanması gereken benim.
We were happy to hear that Steinem and Ms. Sloan are acknowledging culpability in the matter.
Steinem ve Bayan Sloanun mesleğindeki kabahati kabullenmesine sevindik.
Results: 118, Time: 0.0811

Top dictionary queries

English - Turkish